<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>şifreleme tekniklerinin ilkleri arşivleri - Ertan Dönmez</title>
	<atom:link href="https://www.ertandonmez.org/tag/sifreleme-tekniklerinin-ilkleri/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link></link>
	<description>Ertan Dönmez Kişisel Blog Sitesi.</description>
	<lastBuildDate>Mon, 15 Mar 2010 23:55:39 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0</generator>
	<item>
		<title>Kriptolojinin Geçmişi</title>
		<link>https://www.ertandonmez.org/kriptolojinin-gecmisi/</link>
					<comments>https://www.ertandonmez.org/kriptolojinin-gecmisi/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ertan]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 15 Mar 2010 23:55:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kriptoloji]]></category>
		<category><![CDATA[kriptolojinin geçmişi]]></category>
		<category><![CDATA[şifreleme tekniklerinin ilkleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.ertandonmez.org/?p=156</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bir Şifreleme Algoritması Kullanmadan Önce Son Kullanım Tarihine Bakın! İnsanoğlunun gizli haberleşmeye gereksindiği günden beri şifreleme teknikleri var. Binlerce yıllık gizli haberleşme tarihinde teknolojinin gelişimiyle şifreleme sistemleri ve cihazlar da değişti. Ancak bir ilke binlerce yıldır geçerliliğini koruyor: Kırılan bir şifre tarihin tozlu sayfalarında yerini alır ve onun yerine daha gelişmişi tasarlanır. Diğer bir deyişle, [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.ertandonmez.org/kriptolojinin-gecmisi/">Kriptolojinin Geçmişi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ertandonmez.org">Ertan Dönmez</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignleft" src="https://www.ertandonmez.org/wp-content/uploads/kriptoloji.jpg" alt="" width="238" height="247" /><span style="color: #ff0000;"><strong>Bir Şifreleme Algoritması Kullanmadan Önce Son Kullanım Tarihine   Bakın!</strong></span><strong> </strong><br />
İnsanoğlunun gizli haberleşmeye gereksindiği günden beri şifreleme   teknikleri var. Binlerce yıllık gizli haberleşme tarihinde teknolojinin   gelişimiyle şifreleme sistemleri ve cihazlar da değişti. Ancak bir ilke  binlerce  yıldır geçerliliğini koruyor: Kırılan bir şifre tarihin tozlu  sayfalarında  yerini alır ve onun yerine daha gelişmişi tasarlanır. Diğer bir deyişle, bir  şifre kırılmadığı sürece  varlığını korur. Kriptoloji bu ilkeyle gelişerek  günümüze kadar geldi.  İnsanoğlu Alberti diskini ya da Jefferson tekerleğini  binlerce yıl daha  önce icat edecek teknolojiye sahipti. Antik çağda şifre kırma   teknikleri iki yüzyıl önceki kadar gelişmiş olsaydı, belki şimdi o dönem   insanlarının Alberti diskini de Jefferson tekerleğini de  kullandıklarından  bahsediyor olacaktık.<span id="more-156"></span><br />
<img decoding="async" class="alignleft" src="http://i27.tinypic.com/2nlfqlu.jpg" alt="" width="405" height="235" /><strong>Ispartalıların kullandığı kripto cihazı</strong><br />
Bundan 4000 sene önce, Nil nehri kıyısında küçük bir şehir olan Menet   Khufu’daki bir kâtip, efendisinin hayatını anlattığı hiyeroglifleri  çizerken  kriptoloji tarihini başlattığının farkında değildi. Kullandığı  sistem modern  dünyanın anladığı biçimde bir gizli yazı sistemi  olmamasına karşın, metnin  rastgele seçilmiş yerlerinde, daha önce hiç  kullanılmamış bazı hiyeroglif  semboller bulunuyordu.<br />
İlk 3000 yıllık süre zarfında kriptografi sürekli bir gelişim  göstermedi.  Dünyanın birçok bölgesinde diğer yerlerden bağımsız olarak  gelişti ve  medeniyetlerin yok olmasıyla birlikte elde edilen birikimler  de kayboldu.  Antikçağın en ileri medeniyeti olan Çin’de yazının tarihi  çok eski olmasına  karşın, ide-ografik yazı (sözleri veya düşünceleri  sesleri gösteren harflerle  değil çeşitli işaret veya simgelerle yazma  sistemi) kullanımına bağlı olarak,  bir yazının yazılmasının zaten o  yazıyı neredeyse şifrelemekle eş zorluğu olması  nedeniyle,  kriptografide hemen hemen hiçbir ilerleme kaydedilmedi.<br />
Askeri haberleşmede kriptografi kullanan ilk ulus Ispartalılardır. MÖ  5.  yüzyılda geliştirdikleri bir cihazı tarihin ilkyerdeğiştirme  sistemini uygulamak  için kullanıyorlardı. Bu cihaz belli kalınlıkta bir  tahta silindirden ve  silindirin etrafına eğik biçimde sarılmış papirüs  ya da ince, deri bir şeritten  oluşuyordu. Gizli mesaj silindir boyunca  silindire sarılı şerit üzerine  yazılıyor, daha sonra şerit silindirden  çözülüyordu. Birbirinden ayrılan harfler  yeniden aynı kalınlıkta bir  tahta silindire sarılmadıkça hiçbir anlam ifade  etmiyordu.<br />
<img decoding="async" class="alignleft" src="http://i28.tinypic.com/wcn4e8.jpg" alt="" width="238" height="247" /><br />
Askeri  haberleşmelerde kriptografinin bir diğer önemli kullanımı Roma  döneminde oldu.  Büyük Roma İmparatoru Julius Caesar, komutanlarıyla  kendi geliştirdiği bir  yerine koyma sistemini kullanarak  ha-berleşiyordu. Bu sistemde, alfabedeki her  harf kendisinden sonra  gelen üçüncü harfle (örneğin A, D ile D, G ile)  değiştiriliyordu. En  temel şifre kırma yöntemlerinden olan ve şifreli metindeki  harflerin  gözükme sayılarındaki sapmaya dayanan sıklık analiziyle, hiç açık  metin  olmadan ve hatta şifreleme algoritmasını dahi bilmeden Caesar şifresini   kırmak mümkündür. Ancak o dönemde sıklık analizi bilinmiyordu ve  Ceasar şifresi  Roma ordusunun gereksinimlerini karşılıyordu.<br />
Avrupa’da ortaçağa kadar hiçbir  gizli yazışma üzerinde kriptoanaliz  yapılmadı. Bu nedenle birkaç istisna durum  dışında kriptoanalizle  ilgili ciddi bilimsel çalışma olmamış, ancak kriptografi  hep var  olmuştur.<br />
İlk ciddi kriptoanaliz çalışmaları Araplar tarafından yapıldı.  Araplar  kriptografi çalışmalarına edebiyatta ve matematikte çağın  ilerisinde oldukları  MS 600′lü yıllarda başladılar. Şifre anlamına  gelen İngilizce “cipher” ve  Fransızca “chiffre” sözcükleri bu dillere  Arapçadan (cifr ya da cifir)  geçmiştir.<br />
Arapların kriptografi konusunda yazdıkları ilk eser, Abdurrahman  el-Halil  İbn-i Ahmed tarafından MS 718 yılında kaleme alınan Kitab-ül  Muamma adlı  kitaptır. Bu kitapta Abdurrahman el-Halil, Bizans  imparatoru tarafından  gönderilen Yunanca bir şifreli mektubun çözümünü   verir.<br />
<strong>Kriptolojinin Geçmişi: Bir Şifreleme Algoritması  Kullanmadan  Önce Son Kullanım Tarihine Bakın!</strong><br />
<strong> </strong>Arapların  kriptoloji bilimine en önemli katkısı  ise Abdullah Kalkaşandî tarafından 1412′de  tamamlanan Subhu’l Aşâ adlı  14 ciltlik ansiklopedinin kriptografiyle ilgili  bölümleridir. Bu eserde  kriptoanalis-tin ilgilendiği dili bilmek zorunda  olduğundan söz edilir  ve Arapça’da asla yan yana gelmeyen harflerin bir listesi  verilir.<br />
Batı’da günümüze kadar kesintisiz olarak gelen politik kriptografi  ortaçağda  başladı. Feodal yönetimlerin hâkim olduğu bu dönemde  kriptografinin kullanımı  ilkel, seyrek ve düzensiz olmakla birlikte  sürekli bir gelişim göstermiştir.  Avrupa’da kriptog-rafinin ilk  günlerinden beri her iki temel yöntem, yani hem  kodlar (açık metni  oluşturan kelimelerin anlamlı ya da anlamsız başka kelime ya  da  sayılarla yer değiştirmesi) hem de şifreler (açık metnin belli bir   algoritmaya göre şekil değiştirmesi) kullanılmıştır. Şifre sistemlerini  yaygın  olarak önce Kilise kullandı. 1363 yılında Napoli Kardinali  Pietro di Grazie’nin,  Papalık ve diğer kardinallerle olan  ya-zışmalarında sesli harfleri kodladığı bir  şifre sistemi kullandığını  biliyoruz.<br />
Batı dünyasında kriptografinin babası  olarak anılan İtalyan Leon  Battista Alberti’nin geliştirdiği, iç içe iki diskten  oluşan şifreleme  cihazında 24 hücre vardı ve cihaz tek alfabeli şifreleme  sistemlerinden  çok alfabeli şifreleme sistemlerine geçişin ilk örneğini teşkil   ediyordu. Kriptoloji tarihi için kritik olan bu başarıdan sonra Alberti   kodlamayı ve şifrelemeyi birleştirerek bir başka önemli başarıya daha  imza attı:  Şifreli kod. Alberti’nin disklerinde harflerle birlikte  bulunan dört rakam  kodla-ma amacıyla kullanılıyordu (Bkz. bir önceki  sayfa).<br />
Kriptoloji konusunda çağının ilerisinde olan bir başka İtalyan ise  Giovanni  Battista Porta’ydı. Porta, ünlü kitabı De Furtivis Literarum  Notis’i yazdığında  henüz 28 yaşındaydı. Açık metinde geçen harflerin  ikişer ikişer tek bir  karakterin yerine geçtikleri, yani iki harfin tek  bir karakteri temsil ettiği  digraphic şifre sistemi Porta’nın  buluşudur. Kriptografik sistemler tarihte ilk  kez Porta tarafından,  harflerin yerlerinin değiştirildiği yerdeğiştirme sistemi  ve harflerin  birbirinin yerini aldığı yerine koyma sistemi adlarıyla ve bugün de   doğru kabul edilen bir sınıflandırmaya tabi tutulmuştur.<br />
<img loading="lazy" decoding="async" src="http://i25.tinypic.com/10ngfh3.jpg" alt="" width="465" height="597" /><br />
<strong>Vigenére Karesi</strong><br />
<strong> </strong>1523′te  Fransa’da doğan Vigenere’in geliştirdiği ve standart  alfabenin  kullanıldığı şifreleme sistemi, bugün tüm dünyada Vigenere Karesi   olarak bilinir. Sistemin gücü periyodik olmayan anahtar kullanılmasına  (anahtar  olarak bir kelimenin art arda tekrarının kullanılması yerine  rastgele bir  cümlenin kullanılması) ve bilinen kripto ihlallerine (bir  kripto sisteminin  kırılmasına yol açan kullanıcı hatası) meydan  verilmemesine bağlıdır. Modern  sistemlere örnek olduğu ve temel teşkil  ettiği için sistemin nasıl çalıştığı  aşağıda açıklanmaktadır.<br />
Açık metin,  <strong>taarruzdokuzda</strong><br />
Anahtar,    <strong>KALEKALEKALEKA</strong> olsun.<br />
Vigenere Karesi’nde şifreleme için  küçük harflerle  yazılan satır açık metindir. En soldaki sütun-sa  anahtara aittir. Kapatma işlemi  için açık metnin ilk harfi ve ona  karşılık gelen anahtar harfi karenin ilk satır  ve ilk sütununda  belirlenerek, bunların kesiştikleri noktadaki harf bulunur. Bu  harf  açık metnin ilk harfine karşılık gelen kapalı metnin ilk harfidir. Diğer   kapalı harfler de aynı şekilde bulunur. Buna göre şifreli metin,  <strong>DALVBUKHYKFDNA</strong> olacaktır.<br />
Vigenere’den sonra kriptoloji  telgrafın icadına kadar  büyük bir ilerleme kaydetmedi. Telgrafın  bulunmasıyla, posta işletmelerinde  gizli telgrafların görevlilerce  açılıp okunması ya da telgraf tellerinin  dinlenmesi ile şifreli  diplomatik ve askeri haberleşmelerin kolay elde  edilebilir olması, hem  yeni şifreleme sistemlerinin geliştirilmesini hem de bu  sistemlerin  kriptoanaliziyle ilgili çalışmaların yoğun-laşmasını  sağladı.<br />
Vigenere’in yöntemi ya da bu  yöntemin değişik biçimlerde  kullanımı telgrafın icadından sonra da bir  süre devam etti. Ancak, Friedrich  Kasis-ki adlı emekli bir Prusyalı  piyade 1863′te bu yöntemi kıran bir test  geliştirdi. Literatüre Kasiski  testi olarak giren bu analiz yöntemi, şifreli  metin içinde beklenenden  çok daha sık tekrar eden hecelerin aralarındaki  uzaklıklardan  anahtarın periyodunu tahmin etmeye dayanıyordu. Kasiski testi  özellikle  askeri şifre kullanıcılarının paniğe kapılmasına ve yeni şifireleme   sistemleri arayışına girmelerine neden oldu. Çözüm, Vigenere’in  kırılmasından  önce, 1797′de Thomas Jefferson tarafından icat edilen  Jefferson cihazıyla geldi.  Jefferson’ın cihazı her birinde alfabenin  harflerinin yazılı olduğu 36 diskten  oluşuyordu.<br />
<img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft" src="http://i28.tinypic.com/2hz3dyg.jpg" alt="" width="190" height="191" /><br />
<strong>Jefferson  cihazı</strong><br />
<strong> </strong>Charles  Wheatstone, 1854′te ilk kez  gerçek anlamda digraphic, yani harflerin  ikişer ikişer şifrelen-diği ve sonucun  her iki harfe birden bağımlı  olduğu bir sistemin haberini verdi. Sistem,  Wheatstone tarafından icat  edilmişti, ancak arkadaşı Baron Playfair’in adını  taşıyordu. Bu  sistemin üç önemli özelliği vardı. Öncelikle digraphic olduğu için   harfler artık kimliklerini kaybetmiş ve tek tek tanınamaz hale  gelmiştir. Bu  nedenle normal tek alfabe-li istatistiksel analiz  yöntemleri uygulanamamaktadır.  İkinci olarak digraphic kodlama  istatistik uygulanabilecek mesaj uzunluğunu  yarıya indirmektedir.  Üçüncü ve en önemli özellikse digraph’ların sayısının  alfabedeki harf  sayısına oranla çok büyük olmasıdır. Bu nedenle dile bağlı   karakteristik özellikler çok daha büyük bir sahaya yayılmıştır ve  tanınamaz hale  gelmiştir. 26 harf yerine 676 digraph vardır ve  İngilizce’de en çok kullanılan  harfler olan e ve t’nin kullanım  oranları sırasıyla yüzde 12 ve 9 olmasına  karşılık en çok kullanılan  digraph’lar olan th ve he’nin kullanım oranları  sırasıyla yüzde 3 ve  2,5′e düşmektedir. Bu özelliklerinden ötürü sistem,  zamanında kırılamaz  olarak nitelendirilmişti.<br />
Playfair’den  sonra kriptoloji biliminde devrim yapmış ve  kriptolojiyle matematiğin  yakın ilgisini ortaya koymuş bir diğer sistemse Lester  Hill’in  geliştirdiği Hill sistemidir. Hill, bu sistemin ilkelerini The American   Mathematical Monthly dergisinin 1929 Haziran-Temmuz sayısında  yayımlanan  “Cryptography in an Algebraic Alphabet” (Bir Cebirsel Alfabe  ile Kriptografi)  başlıklı makalesinde ortaya koydu. Hill sistemi, ABD  ordusunda sadece üç harf  gruplu radyo çağrı sinyallerinin şifrelen-mesi  amacıyla kullanılmıştır. Ancak,  yukarıda da belirtildiği gibi  kriptolojinin matematikle olan yakın ilgisinin  ortaya konması ve  polygraphic (birden fazla sayıda açık metin karakterinin  şifrelenirken  birlikte işleme tabi tutulması) kriptografiyi ilk defa mümkün  kılması  açısından kriptoloji tarihinde ayrı bir yere ve öneme  sahiptir.<br />
Hill,  sisteminde anahtar ve açık metin harflerinin  sayısal değerlerinin  olduğu eşitlikler kullandı. Bu sistemde şifreleme işlemi,  denklemlerin  çözümlerinin bulunmasından ibarettir. Denklem sayısı,  polygraph’taki  harf sayısına, yani şifrelenirken birlikte işlem gören harf  sayısına  eşittir. İngiliz alfabesinde 26 harf bulunduğundan ve şifrelerin de   çözülebilmesi gerektiğinden Hill tüm işlemlerini MOD-26 üzerinden yaptı.  Bu  sistem, yalnızca 0′dan 25′e kadar olan sayıların kullanıldığı ve  26′dan büyük  her sayıdan, sonuçta 26′dan küçük bir sayı kalana kadar  26′nın çıkartıldığı bir  sayı sistemidir.<br />
Hill’in  sistemi çok fazla kullanım alanı bulamamış  olmasına karşın kriptoloji  konusunda çalışanlar üzerinde büyük bir etki bırakır.  Çalışmanın  güzelliği matematikçileri konuya eğilmeye zorlar. Şifreleme   sistemlerinin matematiksel bir biçimde formüle edilmesi, bu sistemlerin   zayıflıklarını ve kriptologla-rın sistem tasarımındaki hatalarını  ortaya  koymaktadır. Daha da önemlisi, kriptoanalistler artık  istatistiksel yöntemlerin  dışında matematiksel yöntemler de  kullanabileceklerini görmüşlerdir.<br />
Bugünkü  kriptoloji matematiksel işlemler, ma-tematiksel  yöntemler ve  matematiksel düşünceyle doyuma ulaşmış bulunuyor. Kriptoloji,   uygulamada artık matematiğin bir kolu haline geldi. Bu noktaya  gelinmesinde  Lester Hill’in katkısı yadsınamaz.<br />
I. Dünya  Savaşı sırasında kriptografinin çok yoğun kullanımı ve savaşın  haberleşme  teknolojisinin ilerlemesine katkısı, savaş sonrasında  kriptografi-nin gelişen  teknolojiden daha fazla yararlanmasına neden  oldu. Radyo icat edilmişti ve  telsiz haberleşmelerini dinlemek artık  çok daha kolaydı. Üstelik I. Dünya Savaşı  sırasında kriptoanaliz  teknikleri de oldukça gelişmişti. Bu nedenle daha güçlü  şifreleme  sistemlerine gereksinim doğdu. Sonuçta dünyada en çok kullanılacak   kriptografik yöntem ortaya çıkacaktı ve bu yöntemle çalışan cihazlar bir  sonraki  dünya savaşında gizli haberleşmeye yön verecekti: Rotorlu  elektromekanik  cihazlar…<br />
<strong>Anahtar  Kavramlar</strong></p>
<ul>
<li>Askeri haberleşmelerinde  kriptografi kullanan ilk ulus  Ispartalılardır. MÖ 5. yüzyılda kendi  geliştirdikleri bir cihazı tarihin ilk yer  değiştirme sistemini  uygulamak için kullanıyorlardı.</li>
<li>Şifre anlamına gelen İngilizce  “cipher” ve  Fransızca”chiffre” kelimeleri bu dillere Arapçadan (cifr ya  da cifir)  geçmiştir.</li>
<li>Avrupa’da şifre sistemlerinin ilk  yaygın kullanım yeri  Rönesans’a muhalefet eden Kilise’ydi.</li>
</ul>
<p><strong>Kaynaklar:<br />
</strong>Bone, J. V, A Brief  History of Cryptology, 2005. Cipher A. D.  ve Louis K., Cryptology: Machines,  History, &amp; Methods, Artech House  Cryptology Series, 1989. Kahn, D., The  Codebreakers: The Story of  Secret Writing, Scribner, 1996.<br />
Menezes, A. J.,  Oorschot, P. C. ve Vanston, S. A., Handbook of Applied  Cryptography, CRC, 1997.  Hill, Lester S., “Cryptography in an Algebraic  Alphabet,” The American  Mathematical Monthly, Cilt 36, Sayı 6,  (Haziran-Temmuz 1929).<br />
Bilim ve Teknik Temmuz 2009  sayısından  alınmıştır.</p>
<p><a href="https://www.ertandonmez.org/kriptolojinin-gecmisi/">Kriptolojinin Geçmişi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ertandonmez.org">Ertan Dönmez</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ertandonmez.org/kriptolojinin-gecmisi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>2</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
