<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>varlıktaki şifreler arşivleri - Ertan Dönmez</title>
	<atom:link href="https://www.ertandonmez.org/tag/varliktaki-sifreler/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link></link>
	<description>Ertan Dönmez Kişisel Blog Sitesi.</description>
	<lastBuildDate>Sun, 14 Mar 2010 00:13:45 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.1</generator>
	<item>
		<title>Kriptografia ve Varlıktaki Şifreler</title>
		<link>https://www.ertandonmez.org/kriptografia-ve-varliktaki-sifreler/</link>
					<comments>https://www.ertandonmez.org/kriptografia-ve-varliktaki-sifreler/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ertan]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 14 Mar 2010 00:13:45 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kriptoloji]]></category>
		<category><![CDATA[kriptografia]]></category>
		<category><![CDATA[varlıktaki şifreler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.ertandonmez.org/?p=180</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sır koruma ve bilgi saklama; insanlar, topluluklar, şirketler ve devletler için son derece önemlidir. Bilgilerin korunması ve art niyetli kişilerin eline geçmesinin önlenmesi için çalışmalar yapan kriptografi bilimi, bilgilerin şifrelenmesi ve çözümlenmesi için metotlar geliştirir. Bilgilerin güvenlik açısından zaafa meydan vermeden saklanmasını hedefleyen kriptografi, bilginin hedefe emniyetli şekilde ulaştırılmasını da gâye edinir. Kriptografide uygulanan metotlar [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.ertandonmez.org/kriptografia-ve-varliktaki-sifreler/">Kriptografia ve Varlıktaki Şifreler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ertandonmez.org">Ertan Dönmez</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sır  koruma ve bilgi saklama; insanlar, topluluklar, şirketler ve devletler  için son derece önemlidir. Bilgilerin korunması ve art niyetli kişilerin  eline geçmesinin önlenmesi için çalışmalar yapan kriptografi bilimi,  bilgilerin şifrelenmesi ve çözümlenmesi için metotlar geliştirir.<br />
Bilgilerin  güvenlik açısından zaafa meydan vermeden saklanmasını hedefleyen  kriptografi, bilginin hedefe emniyetli şekilde ulaştırılmasını da gâye  edinir. Kriptografide uygulanan metotlar sayesinde, mesaj anlaşılmaz bir  hâle dönüştürülür. Şifrelenmiş bilgiler sadece alıcı tarafından belli  işlemlere tâbi tutularak anlaşılır hâle getirilebilir. Kriptografi,  haberleşmeyi emniyetli hâle getirmenin yanında, kullanıcıların  sunuculara (server) güvenli erişimlerini sağlamak için de kullanılır.<span id="more-180"></span><br />
Gizliliği  mühim olan şahsî, ticarî, politik ve askerî bilgilerin internet yoluyla  gönderildiği günümüzde, kriptografinin ehemmiyeti daha da artmıştır.  Son zamanlarda yaygınlaşan internet alışverişlerinde, şahsî bilgilerin  bilgisayar ağlarında başkaları tarafından okunması oldukça kolaydır. Bu  yüzden, bir çevrimiçi (online) alışveriş sayfasında kullanıcının girdiği  kredi kartı bilgisi, daha sonra bir çeşit şifreleme işlemiyle  (encryption) mânâsız karakter yığını hâline dönüştürülmekte ve kart  numarası güvenli bir şekilde sunucuya iletilmektedir. Bu bilgi, daha  sonra sunucuda uygulanan şifre çözme işlemiyle (decryption) tekrar  orijinal hâline getirilerek kullanılmaktadır.<br />
Kriptografide  bilgiyi okunamayacak hâle getiren şifreleme mantığının (algoritmaları)  unsurları anahtar olarak adlandırılır. Anahtarın korunması emniyet  açısından önemlidir.<br />
<strong>Tarihte  kriptografi</strong><br />
Kriptografi  çalışmalarının temeli günümüzden 4.000 yıl öncesine dayanır. M.Ö. 2000  yıllarında Mısır’da kralların mezarlarını süsleyen ve hayattayken  yaptıkları kahramanlıkları anlatan hiyeroglif yazısı, zamanla  karmaşıklaşarak anlaşılamaz hâle gelmiş ve şifreleme için  kullanılmıştır. Eski Çinliler de Çin alfabesinin düşünceyi sembolle  ifade eden (ideografik) karakterini, kelimelerin mânâsını gizlemek için  kullanmıştır.<br />
Mezopotamya’daki şifrelemeler de Mısır’dakine  benzer hususiyetlere sahiptir. Julius Ceasar, ‘Sezar şifrelemesi’ diye  anılan ve alfabedeki her bir harfin belli sayıda ileriye kaydırılmasına  (ötelenmesine) dayanan bir şifreleme metodu kullanmıştır. Orta Çağ ve  sonrasında, kriptografi bütün milletlerin ve bilhassa Avrupalıların  merakını celbetmiş ve zaman içinde değişik sürümleri olan birçok metot  geliştirilmiştir. Klâsik metotlar, 1970’li yıllardan sonra büyük  nispette geçerliliğini yitirmiştir. Günümüzde ise, karmaşık matematikî  işlemlere dayalı yeni metotlar kullanılmaktadır.<br />
Tarihte  şifrelenmiş mesajları çözme çalışmalarını ilk olarak Araplar yapmış ve  bu sahada ciddi başarılar kazanmışlardır. Mısır’da yaşamış olan  Kalkaşendi (1355-1418), bugün de kullanılmakta olan bir şifre çözme  metodunu geliştirmiştir. Bu teknik, herhangi bir parçada geçen harflerin  yaklaşık olarak kullanılma sıklığının (frekans) sâbit olduğu prensibine  dayanır. Dolayısıyla şifrelenmiş yazıdaki karakterlerin sıklığı, o  dilde sâbit kabul edilen kullanılma sıklığı ile karşılaştırılarak, şifre  harfin hangi harf yerine kullanıldığı tespit edilmeye çalışılır. Bu  metot, harflerin kaydırılması veya başka harflerle değiştirilmesi  prensibine dayanan tek bir alfabenin kullanıldığı (mono alfabetik)  metotlarla şifrelenmiş mesajları çözmede başarı sağlamaktadır.<br />
1931  yılında Fransızlar, bir Alman casustan ‘Enigma’ adındaki kriptografi  cihazının, Almanlar tarafından 2. Dünya Savaşı’nda kullanılacak  modelinin çalışma prensiplerini gösteren belgeleri temin etmişti. Savaş  sırasında İngiliz matematikçiler cihazın şifrelerini çözümlemeyi  başardı. Öyle ki Hitler’in generallerine verdiği emirler, anında  müttefik kuvvetlerince öğrenilebiliyordu. Böylece, çözülen şifreler  sayesinde müttefik ülkeler savaşın galibi olmuştu. 1940’larda Amerikalı  şifreleme uzmanları İngiliz ve Hollandalı meslektaşlarıyla işbirliği  yaparak, Japon ordusunun kullandığı JN-25 isimli sistemi çözmüş ve bunun  neticesinde Amerikan ordusu Japonlara karşı Midway Savaşı’nda üstünlük  sağlamıştı.<br />
Bilgisayar teknolojisindeki gelişmeler,  kırılamayacağı düşünülen şifrelerin de kırılmasına imkân tanımaktadır.  1977 yılında üretilen ve çözülmesi için bilinen büyük sayıların  faktörlerine ayrılmasını sağlayan algoritmalarla 40 katrilyon yılda  ancak çözülebileceği düşünülen bir mesaj, 17 yıl sonra -1994 yılında-  çözülmüştür.<br />
<strong>Klâsik ve modern kriptografi</strong><br />
Günümüzde,  kriptografi metotları klâsik ve modern olarak ikiye ayrılmaktadır.  Klâsik kriptografide şifreleme; kelimelerin dizilişi değiştirilerek  yapılabileceği gibi, her kelime alternatif bir kelimeyle veya her bir  karakter başka bir karakterle değiştirilerek de yapılabilir. Mesela,  SIZINTI kelimesindeki her harf kendinden sonra gelen üçüncü harfle  değiştirilerek UKCKPVK şekline dönüştürülür. Tabii ki burada her harfin  yerine ondan sonra gelen üçüncü harfin kullanılacağını sadece mesajı  alan bilmelidir. Bu değişiklik alıcı tarafından bilindiğinden, mânâsız  gibi görünen mesajdaki her harf kendinden önceki üçüncü harfle  değiştirilerek mesaj kolayca orijinal hâline dönüştürülür. Bu metotla  şifrelenen mesajlar dil bilimciler tarafından gerçekleştirilecek  analizlerle veya sayısız denemelerden sonra ancak çözülebilir. Klâsik  metodun keşfi ve kullanımı yüzlerce yıl öncesine dayanmaktadır. Bu metot  elle dahi kullanılabilecek basitlikte olmasına rağmen, modern teknikte  maksimum seviyede bir güvenliğin sağlanabilmesi için bilgisayarlar  kullanılmakta ve oldukça uzun anahtar ve karmaşık işlem serilerinden  (algoritmalardan) istifade edilmektedir.<br />
Klâsik metotlara  verilecek diğer bir misâl de, ‘spartan silindiri’ isimli âlettir. Bu  metotta çapı belli bir silindir etrafına sarılan kâğıt üzerine mesaj  yazılır ve daha sonra silindirden ayrılan kâğıtta şekilde görüldüğü gibi  şifrelenmiş mesaj elde edilir. Bu mesajı çözebilmek için kullanılan  silindirin genişliği bilinmelidir. Şerit hâline getirilmiş kâğıt aynı  çaptaki silindire gerektiği gibi sarılırsa orijinal mesaj elde edilir.  Bu metot M.Ö. 600’lü yıllarda Yunanlılar tarafından kullanılmıştır.<br />
Modern  metotlardan biri ‘Açık Anahtar Kriptografisi’dir (AAK). Bu kriptografi  şeklinde, şifreleme anahtarı diğer kullanıcılara açık olarak  dağıtılmasına rağmen, şifreyi çözme anahtarı sadece sahibi tarafından  bilinmektedir. Dolayısıyla, sadece kendi şifreleme metoduyla şifrelenmiş  mesajları çözme kabiliyetine sahip anahtarı elinde bulunduran kişi,  yani o mesajın sahibi, mesajı çözerek okuma imkânı bulacaktır.<br />
‘Gizli  Anahtar Kriptografisi’nde (GAK) ise mesajı şifrelemek ve çözmek için  aynı anahtar kullanılır. Bu metodun tek sakıncası, gizli anahtarın diğer  kişilere nasıl ulaştırılacağıdır. Dolayısıyla bu metotta gizli anahtar  her zaman art niyetli üçüncü kişilerin eline geçebilir.<br />
Tabiata  baktığımızda canlı cansız her varlığın yaratılışında kriptografiye  benzer şifreleme mantığıyla işletilen süreçlerin olduğunu görürüz. Buna,  genetik bilginin şifreli (veya kriptolu) mesajlarını ihtiva eden  nükleik asitlerin (DNA, RNA) ribozomlarda (protein sentez  organcıklarında) deşifre edilerek, proteinlerin yapılması misâl  verilebilir.<br />
<strong>DNA’nın şifreli yapısı ve protein sentezinde  şifreleme</strong><br />
DNA’lara kodlanmış şifrelerde ve bu kriptolu bilgiye  göre protein sentezlemek için gerekli bilginin ribozomlara ulaştırılması  sırasında uygulanan şifrelemede büyük hikmetler vardır. Canlının  genomunu teşkil eden DNA moleküllerini bir kitaba benzetirsek, bu  kitaptaki harfleri A, T, G, C sembolleri ile gösterebiliriz. Dört çeşit  kimyevî molekülden oluşan bu sembolik lisan, canlının temel modelini ve  kalıbını belirleyen genetik programın şifrelenmesinde kullanılır. Her  canlının genomu, bu harflerin belli bir program içinde yazılmış çeşitli  sayılardaki toplamıdır. Meselâ, insanda ve farede genomu teşkil eden  harflerin sayısı yaklaşık üç milyar iken, bir bakteri türünde bu sayı  yaklaşık dört-beş milyondur. Genel olarak bakıldığında, iki insanın  genom dizilimleri arasındaki kombinasyon farkı sadece % 1 olmasına  rağmen, görünüş olarak hiçbir insan diğerine benzemez.<br />
Gen  sayıları insan ve hayvanlarda enteresan değişiklikler göstermektedir.  DNA’da kullanılan zengin şifreleme teknikleri, canlılardaki genetik  çeşitliliğin yaratılmasında perde olarak kullanılan temel biyolojik  mekanizmadır. Genom olarak isimlendirilen program kitapçığı, Kur’ân’ın  tarif ettiği çerçeve içinde ‘İmam-ı Mübin’ kitabının bu âlemdeki bir  numunesidir. Bütün canlı varlıkların hayata mazhar olabilmeleri ve  hayatlarını devam ettirebilmeleri için hücrelerine yerleştirilmiş bu  programın kodlanmasında kullanılan alfabe, genel cümle kurma kaideleri  ve programın işleyişinin birçok bakımdan canlılarda aynı oluşu, hepsinin  tek kudret elinden çıktığını gösterir. Proteinlerin üretiminde, DNA’da  kaydedilmiş kodların ribozomlara taşınması sırasında da doğru mesajın  ribozoma iletilmesine vesile olan bir çeşit şifrelemeye şahit oluruz.<br />
Buradaki  temel mantık, DNA’daki baz çiftlemesinden farklı olarak RNA’nın haberci  (mRNA) olarak isimlendirilen çeşidinde adenin (A) karşısına timin (T)  yerine urasil (U) getirilmesi ve üç nükleotidin (kodon) bir aminoasite  ait şifreyi taşımasıdır. Meselâ, DNA üzerindeki kodonlar “AAT, GCC,GAT,  GTA” şeklinde ise, sentezlenen mRNA’nın görünümü “UUA, CGG, CUA, CAU”  şeklinde olacaktır. Burada gaye, normal şifrelemedeki gibi birilerinden  bilgi gizlemek değil, mesajın doğru iletilmesi ve canlı çeşitliliğinin  korunmasıdır.</p>
<p><a href="https://www.ertandonmez.org/kriptografia-ve-varliktaki-sifreler/">Kriptografia ve Varlıktaki Şifreler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ertandonmez.org">Ertan Dönmez</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ertandonmez.org/kriptografia-ve-varliktaki-sifreler/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
