<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Kriptoloji arşivleri - Ertan Dönmez</title>
	<atom:link href="https://www.ertandonmez.org/kriptoloji/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.ertandonmez.org/kriptoloji/</link>
	<description>Ertan Dönmez Kişisel Blog Sitesi.</description>
	<lastBuildDate>Wed, 15 Jun 2011 11:09:49 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0.2</generator>
	<item>
		<title>Kriptolu Telefon Görüşmeleri</title>
		<link>https://www.ertandonmez.org/kriptolu-telefon-gorusmeleri/</link>
					<comments>https://www.ertandonmez.org/kriptolu-telefon-gorusmeleri/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ertan]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 15 Jun 2011 11:09:49 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kriptoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Kriptolu Telefon Görüşmeleri nasıl yapılır]]></category>
		<category><![CDATA[şifreli telefon görüşmeleri]]></category>
		<category><![CDATA[telefon dinleme]]></category>
		<category><![CDATA[telefon şifreleme]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.ertandonmez.org/?p=2224</guid>

					<description><![CDATA[<p>Telekomünikasyon teknolojisini kontrol altına almak gerektiğini düşündüğümüzde ilk aklımıza gelen telefon dinleme sistemleridir. İstihbaratın bilgi toplamada kullandığı en önemli aracıdır dinleme yapmak, günümüzde devlet görevlilerinden tutun toplumda telefonum dibleniyor paronayası oluşmuştur. Sinyalleri kullanabilir hale getirerek maddi bir çıkar yolu sağlamak amacıyla şirketlerin pastadan pay almasına dönüşmüştür bu olay Bunun diğer tarafında ise bu sinyalleri gizli [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.ertandonmez.org/kriptolu-telefon-gorusmeleri/">Kriptolu Telefon Görüşmeleri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ertandonmez.org">Ertan Dönmez</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Telekomünikasyon teknolojisini kontrol altına almak gerektiğini düşündüğümüzde ilk aklımıza gelen telefon dinleme sistemleridir. İstihbaratın bilgi toplamada kullandığı en önemli aracıdır dinleme yapmak, günümüzde devlet görevlilerinden tutun toplumda telefonum dibleniyor paronayası oluşmuştur. Sinyalleri kullanabilir hale getirerek maddi bir çıkar yolu sağlamak amacıyla şirketlerin pastadan pay almasına dönüşmüştür bu olay Bunun diğer tarafında ise bu sinyalleri gizli hale getiren şirketlerde oluşmuş, ekonomik ve politik çevrede kullanılabilirliği ispat edilmişkriptolu telefon görüşmesi sağlayan programları düşük bütçeden yüksek bütçeye kadar sunmuşlardır.<br />
Bunun en basit yolu ise iki adet kripto yazılımına sahip telefonlardır.<br />
Konuşma sinyalimizi ilk önce bir algoritma ile şifrelememiz gerekmekir ve bunu karşı tarafa göndeririz karşı taraf ise şifrelenmiş olan veriyi elinde var olan anahtar ile çözer ve o veriyi kullanır. Bu yüzden anahtarımız hem sinyali çevirecek hem de değiştirecek olan algoritma ile programlanmış olarak yonga kümesine eklenmesi gerekir bu da her telefonun desteklemeyeceği anlamına gelir.<br />
<img fetchpriority="high" decoding="async" src="https://www.ertandonmez.org/wp-content/uploads/2011/06/kriptolutelefongorusmesi1.jpg" alt="" width="384" height="265" /><br />
Kriptolanmış iki telefonda kullanılan sistem, gsm operatöründen alınan sinyal baz istasyonundan karşı kriptolanmış telefon geldiğinde kripto moduna geçilir bu esnada bir doğrulama anahtarı oluşturulur bu anahtar karşı tarafın onayıylada çalışmış olur ve güvenli bir şekilde görüşme gerçekleşir onay kodları belirli sıklıklarla değiştirilik çünkü saldırı gerçekleştiğinde onay kodlarının çalınabilmesi mümkündür. Böyle bir saldırı çeşidinin varolmasıda dinleme olayını imkansız hala getirmediğinide gözler önüne serebilir.<br />
Bu yazılımların uyumlu telefon markaları : Nokia E66, Nokia E71, Nokia E72, Nokia E75, Nokia E90, Nokia N76, Nokia  N78, Nokia N79, Nokia N81, Nokia N82, Nokia N85, Nokia N95, Nokia  N95-8GB, Nokia N97<br />
Fiyatları 300 TL&#8217;den başlayıp 4000 TL&#8217;ye kadar çıkmaktadır. Yukarıdaki markalar haricinde GSM Firmasının özel olarak ürettiği telefonlarda mevcuttur.<br />
En son aselsanın MEM 2110 adını verdiği ve tubitakında bu konuda gerçekleştirdiği, ürettiği telefonlar mevcuttur.</p>
<p><a href="https://www.ertandonmez.org/kriptolu-telefon-gorusmeleri/">Kriptolu Telefon Görüşmeleri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ertandonmez.org">Ertan Dönmez</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ertandonmez.org/kriptolu-telefon-gorusmeleri/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dünya Kupası Maçları İçin TRT Biss Şifrelerini Kırın</title>
		<link>https://www.ertandonmez.org/dunya-kupasi-maclari-icin-trt-biss-sifrelerini-kirin/</link>
					<comments>https://www.ertandonmez.org/dunya-kupasi-maclari-icin-trt-biss-sifrelerini-kirin/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ertan]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 15 Jun 2010 08:02:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kriptoloji]]></category>
		<category><![CDATA[dünya kupası 2010]]></category>
		<category><![CDATA[dünya kupası 2010 frekans]]></category>
		<category><![CDATA[dünya kupası 2010 trt]]></category>
		<category><![CDATA[dünya kupası maçları şifreleri]]></category>
		<category><![CDATA[trt biss şifreleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.ertandonmez.org/?p=1562</guid>

					<description><![CDATA[<p>Biliyorsunuz 2010 Dünya Kupası Maçları’nı uydudan izlemek isteyenler genellikle hüsranla karşılaşacaklar Lakin uydu cihazlarına Biss şifresi girenler bu hüsranla karşılaşmayacak. Hatırlarsanız daha öncede Türkiye Kupası Maçları içinde TRT 1 ve TRT 3 için biss şifreleri girilmişti. Şimdi bunun nasıl yapılacağını yazalım herkes keyfine baksın. TRT1 ve TRT3 Şifreleri Türkiye’de ikamet eden ve TURKSAT’a çevrili uydu [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.ertandonmez.org/dunya-kupasi-maclari-icin-trt-biss-sifrelerini-kirin/">Dünya Kupası Maçları İçin TRT Biss Şifrelerini Kırın</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ertandonmez.org">Ertan Dönmez</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Biliyorsunuz 2010 Dünya Kupası Maçları’nı uydudan izlemek isteyenler genellikle hüsranla karşılaşacaklar Lakin uydu cihazlarına Biss şifresi girenler bu hüsranla karşılaşmayacak. Hatırlarsanız daha öncede Türkiye Kupası Maçları içinde TRT 1 ve TRT 3 için biss şifreleri girilmişti. Şimdi bunun nasıl yapılacağını yazalım herkes keyfine baksın.<span id="more-1562"></span></p>
<h2>TRT1 ve TRT3 Şifreleri</h2>
<p>Türkiye’de ikamet eden ve TURKSAT’a çevrili uydu (çanak) anteni  kullanan TRT 1 ve TRT3 izleyicileri Maç yayınlarınıı şu şekilde takip  edebilirler:<br />
1. Uydu alıcınızın Biss şifre çözebilme özelliğine sahip olması  gerekmektedir. Çoğu uydu alıcılarında bu özellik bulunmakta fakat aktif  durumda değildir. Eğer uydu alıcınızın şifre çözme özelliği açık durumda  değilse, uydu alıcınızı aldığınız yetkili servisten destek isteyiniz.<br />
2. Uydu alıcınızın menüsünde ‘CAS’, ‘Key Girişi’, ‘CAS System’, ‘CAS  Keys’ veya benzer bir isimle yer alan KEY girişi menüsüne gelin.<br />
3. Açılacak menüde yer alan şifreleme tiplerinden (Şifre Tipi, Cas  Type veya benzer bir isimdeki seçenek) Biss olanını seçin.<br />
4. Açılacak menüde yer alan talimatları uygulayarak aşağıdaki  değerleri girin.<br />
TRT 1 için; Biss ID: 0×1FFE (eğer 6 haneli ise biss ID 0×001FFE  olarak girilmelidir. Bazı cihazlara hepsini 0 yapsanızda oluyor)<br />
Biss TP: 11919/244444 (V) (Bazı modellerde bu sorulmamaktadır.)<br />
Key Değeri: 1000000000000000 (eğer 12 hane varsa key değeri 100000000000  olmalıdır.)<br />
TRT 3 için; Biss ID: 0×1FFF (eğer 6 haneli ise biss ID 0×001FFF  olarak girilmelidir. Bazı cihazlara hepsini 0 yapsanızda oluyor)<br />
Biss TP: 11919/244444 (V) (Bazı modellerde bu sorulmamaktadır.)<br />
Key Değeri: 1000000000000000 (eğer 12 hane varsa key değeri 100000000000  olmalıdır.)<br />
5. Şifreyi kaydedip (Kaydet, Tamam, Save veya OK) menüden çıkın.<br />
6. Şifreyi kaydettiğiniz halde yine izleyemiyor ve hâlâ ‘kanal  şifreli’ gibi bir uyarı ile karşılaşıyorsanız uydu alıcınızı kapatıp  açın.<br />
7. Eğer alıcınız hala şifreyi çözemiyorsa lütfen cihazınızı satın  aldığınız yetkili servisten destek isteyin.<br />
Maçlar , Türkiye içinde çatı anteni ile vericiler üzerinden, Kablo TV  şebekesinden, D-Smart ve Digiturk platformlarından herhangi bir işleme  gerek kalmaksızın sorunsuz bir şekilde izlenmektedir.</p>
<h2>Tüm cihazlara Alman Ligi TRT Biss Key(Manuel olarak) Girmek</h2>
<h3>Next 7500 cıs serisi</h3>
<p>TRT 1 için;<br />
provider:011919<br />
keydata:0E<br />
key:1000000000000000<br />
TRT 3 için;<br />
provider:011919<br />
keydata:0F<br />
key:1000000000000000</p>
<h3>Next 2000 serisinde Bundesliga TRT Biss key girmek</h3>
<p>TRT1<br />
Biss ID : 0 x 1 f f e<br />
Freakans : 11919<br />
Symbol Rate : 24444<br />
Polarizasyon : VER<br />
KEY :10 00 00 00 00 00 00 00<br />
TRT3<br />
Biss ID : 0 x 1 f f f<br />
Freakans : 11919<br />
Symbol Rate : 24444<br />
Polarizasyon : VER<br />
KEY :10 00 00 00 00 00 00 00</p>
<h3>Vestel dvb 3600</h3>
<p>1FFE-01-10000000000000 TRT1</p>
<h3>Vestel dvb 840 ci</h3>
<p>001FFE 00 1000000000000000 TRT1</p>
<h3>Dreambox icin</h3>
<p>F 00011FFF 00 1000000000000000 ; TRT 1<br />
F 00011FFF 01 1000000000000000 ; TRT 1<br />
B 11919:24444:V 1000000000000000 ; TRT 1</p>
<h3>Kaon Tabanlı Cihazlar İçin</h3>
<p>000000 00 1000000000000000 TRT1</p>
<h3>benjamin dsr 8000</h3>
<p>TRT1<br />
10 00 00 00 00 00 00 00<br />
8280 ile biss menüsü açılıyor.</p>
<h3>goldmaster 76100</h3>
<p>ff – 10 00 00 00 00 00 TRT 1</p>
<h3>Taplin serilerinde</h3>
<p>1FFF 1000000000000000 ; TRT 1</p>
<h3>Redline 10 csx için</h3>
<p>trt 1 19919 – V – 24444 Biss 00 1F FF index 2A Key 1000000000000000</p>
<h3>Yumatu IQ – Serisi için</h3>
<p>2600 000001 11919 1000000000000000<br />
2600 000003 11919 1000000000000000</p>
<h3>Humax 5400 için</h3>
<p>Nba tv keylerini siliniz.Eski trt şifresindeki caıd değerlerini 1ffe  olarak değiştiriniz.Daha sonra 11094 H 24444 frekansı ya da diğer 11919 v  24444 üzerinde 30 sn kadar bekleyiniz.</p>
<h3>amstrad 16100 plus</h3>
<p>002600 00 10 00 00 10 00 00 00 00</p>
<h3>Goldmaster serileri için</h3>
<p>TRT yayınları 2 frekans üzerinden verilmektedir. bu frekanstaki  (11919 v 24444) yayınları çözer.<br />
TRT 1 VE TRT 3 için: Biss ID: 0×1FFF (eğer 6 haneli ise 0×001FFF),<br />
Kod Değeri: 1000000000000000 (eğer 12 hane varsa 10000000000000)</p>
<h3>4000-9000 -80800CI-4450-56000-Serisi Modellerinde</h3>
<p>Menü Sistem Ayarları üzerinde 121 tuşlayınız ve açılan menüden Etid  Code bölümüne giriniz kumanda üzerindeki kırmızı tuşa basarak Biss  şifreleme sistemine giriniz ve ilk satır üzerinde kumanda üzerinden ok  tuşuna basarak şifreyi giriniz. ( Son yazılım yüklü ise Menü sistem  ayarları üzerinde 121 tuşlayın açılan menüden Set to default seçeneğine  tıkladığınızda ***ler yazılı olarak gelecektir )</p>
<h3>70500-74000-76000-76500-76100-74200-50200-50300-50400-50800  Modellerinde</h3>
<p>Kumanda üzerinden Menü 8282 tuşuna basınız açılan *** menüsünden  Satır seç seçeneğinde kumanda üzerinden ok tuşuna basınız sağ sol  tuşlarını kullanarak biss bölümüne geliniz ve herhangi bir satır  üzerinde ok tuşuna basarak şifreyi giriniz.</p>
<h3>8000 Serisi Modellerde</h3>
<p>Kumanda üzerinden menü 9317 tuşlayınız ve açılan *** menüsünden  kumanda üzerindeki menü tuşuna basınız açılan şifreleme sistemleri  menüsünden Biss şifreleme sistemini seçiniz açılan menüden herhangi bir  satır üzerinde kumanda üzerinden ok tuşuna basarak şifreyi giriniz.</p>
<h3>11200-11300-11400-20200-20300-20400-30300-30400-30700 Serisi  Modellerinde</h3>
<p>Nisan 2006 yazılımını yükledikten sonra kumanda üzerinden menü 6382  tuşlayınız açılan menüden kumanda üzerindeki AUX IN tuşuna basarak  ***leri resetleyiniz, daha sonra kumanda üzerindeki TV/Radyo tuşuna  basarak biss şifreleme sistemi menüsüne giriniz ilk satır üzerinde ok  tuşuna basarak şifreyi giriniz.</p>
<h3>40400-90900–40100-40200-30800-40300-40700-50100- Serisi Modellerinde</h3>
<p>40400FTA-40400CI-90900CI modellerinde<br />
kumanda üzerinden menü tuşuna basınız oyunlar içersinde *** Listesi  seçeneği üzerinde ok tuşuna basınız açılan menüden kumanda üzerindeki  sağ sol tuşlarını kullanarak Biss şifreleme sistemine giriniz. 1FF9  satırı üzerinde kumanda üzerinden kırmızı tuşuna basınız ve *** seçeneği  üzerinde ok tuşuna basarak şifreyi giriniz.<br />
Not : *** listesi seçeneği yok ise oyunlar içinde kumanda üzerinden 9999  tuşlarına basarak emuyu aktif ediniz.</p>
<h3>40100FTA-40100CI-40100SKY-40200SKY-40300FTA-40300CI-40700FTA  modellerinde</h3>
<p>kumanda üzerinden menü tuşuna basınız basınız oyunlar içersinde Kod  Düzenle seçeneği üzerinde ok tuşuna basınız açılan şifre menüsüne 0000  yazınız ve gelen menüden kumanda üzerindeki sağ sol tuşlarını kullanarak  Biss şifreleme sistemine giriniz. 1FF9 satırı üzerinde kumanda  üzerinden kırmızı tuşuna basınız ve 8Byte *** seçeneği üzerinde ok  tuşuna basarak şifreyi giriniz. Gelen menü üzerinde ok seçeneği üzerinde  ok tuşuna basarak kaydediniz.<br />
Not: Kod düzenle seçeneği aktif değil ise Menü içersinde 19370 gelen  şifre menüsüne 2486 yazarak emuyu aktif ediniz.</p>
<h3>14200-14300-14400-14700-14900 Modellerinde</h3>
<p>Kumanda üzerinden menü tuşuna basınız SmartCard seçeneği üzrinde ok  tuşuna basınız, açılan menüden *** Manager seçeneği üzerinde ok tuşuna  basınız. Açılan menüden yukarı aşağı tuşlarını kullanarak Biss seçeneği  üzerinde ok tuşuna basarak açılan menüden 000ff9 seçeneği üzerinde ok  tuşuna basınız açılan menüden CW seçeneği üzerinde ok tuşuna basınız ve  şifreyi giriniz.<br />
Not: SmartCard seçeneği aktif değil ise menü 9999999 tuşlayarak  SmartCard seçeneğini aktif ediniz.</p>
<h3>70100-70300-70400 Modellerinde</h3>
<p>Kumanda üzerinden menü tuşuna basınız SmartCard seçeneği üzrinde ok  tuşuna basınız, açılan menüden *** Manager seçeneği üzerinde ok tuşuna  basınız. Açılan menüden yukarı aşağı tuşlarını kullanarak Biss seçeneği  üzerinde ok tuşuna basarak açılan menüden 000ff9 seçeneği üzerinde ok  tuşuna basınız açılan menüden CW seçeneği üzerinde ok tuşuna basınız ve  şifreyi giriniz.<br />
<strong>Alıntıdır</strong></p>
<p><a href="https://www.ertandonmez.org/dunya-kupasi-maclari-icin-trt-biss-sifrelerini-kirin/">Dünya Kupası Maçları İçin TRT Biss Şifrelerini Kırın</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ertandonmez.org">Ertan Dönmez</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ertandonmez.org/dunya-kupasi-maclari-icin-trt-biss-sifrelerini-kirin/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Php ile SHA1 Şifreleme Yapmak</title>
		<link>https://www.ertandonmez.org/php-ile-sha1-sifreleme-yapmak/</link>
					<comments>https://www.ertandonmez.org/php-ile-sha1-sifreleme-yapmak/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ertan]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 22 Apr 2010 00:18:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kriptoloji]]></category>
		<category><![CDATA[php ile sha1 şifreleme]]></category>
		<category><![CDATA[php ile şifreleme]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.ertandonmez.org/?p=845</guid>

					<description><![CDATA[<p>Evet gecenin 3&#8217;ünde geldi aklıma yazayım dedim. Şimdi biliyosunuz tonlarca şifreleme yöntemleri var. Php için SHA1 den bahsedeyim ve bir örnek vereyim size basitçe kavrayın diye. Şimdi SHA1 form ile yazacağım bir kelimeyi, veriyi, metni ya da şifreyi örnek verecek olursak : &#8220;merhabadunya&#8221; yazdığımızı varsayalım. bunu bize sadasd4a56d4w68a47d68aw74d6a7 olarak verir. Bu tabiki basit bir şifreleme [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.ertandonmez.org/php-ile-sha1-sifreleme-yapmak/">Php ile SHA1 Şifreleme Yapmak</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ertandonmez.org">Ertan Dönmez</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Evet gecenin 3&#8217;ünde geldi aklıma yazayım dedim. Şimdi biliyosunuz tonlarca şifreleme yöntemleri var. Php için SHA1 den bahsedeyim ve bir örnek vereyim size basitçe kavrayın diye. Şimdi SHA1 form ile yazacağım bir kelimeyi, veriyi, metni ya da şifreyi örnek verecek olursak :<span id="more-845"></span><br />
&#8220;merhabadunya&#8221; yazdığımızı varsayalım. bunu bize sadasd4a56d4w68a47d68aw74d6a7 olarak verir. Bu tabiki basit bir şifreleme yöntemidir.</p>
<form action="md5.php" method="POST">&lt;form method=&#8221;POST&#8221; action=&#8221;md5.php&#8221;&gt;<br />
&lt;input type=&#8221;text&#8221; name=&#8221;SifreMD5&#8243; value=&#8221;&#8221;&gt;<br />
&lt;input type=&#8221;submit&#8221; value=&#8221;Gonder&#8221;&gt;<br />
&lt;/form&gt;<br />
&lt;?php<br />
/* Coder by : Ertan Dönmez (®) 2000-2010*/<br />
</form>
<p>// Fonksiyon Yaratılıyor<br />
function sha1cevir($SifreSTR){<br />
$SifreSTR=sha1($SifreSTR);<br />
return $SifreSTR;<br />
}<br />
$Sifresha1=$_POST[&#8216;SifreMD5&#8217;]; // get metodu ile formdan gelen geğer alınıyor<br />
$sha1Yaz=sha1cevir($Sifresha1); // fonksiyon çağırılıor<br />
// ekrana md5 kodu yazdırılıyor<br />
print(&#8220;<strong>Sifre : </strong> &#8220;.$Sifresha1.&#8221; <strong> Sha1 Karşılığı : </strong>&#8220;.$sha1Yaz);<br />
?&gt;<br />
Evet buraya kadar anlamışsınızdır bazı şeyleri zaten kafa yorun biraz 😛 bu kodları localhostta çalıştırın göreceksiniz.<br />
Ayrıca farklı olarakta :<br />
olarakta kullanabilirsiniz. Zevkler renkler kodlar tartışılmazmış (:</p>
<p><a href="https://www.ertandonmez.org/php-ile-sha1-sifreleme-yapmak/">Php ile SHA1 Şifreleme Yapmak</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ertandonmez.org">Ertan Dönmez</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ertandonmez.org/php-ile-sha1-sifreleme-yapmak/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kriptolojinin Geçmişi</title>
		<link>https://www.ertandonmez.org/kriptolojinin-gecmisi/</link>
					<comments>https://www.ertandonmez.org/kriptolojinin-gecmisi/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ertan]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 15 Mar 2010 23:55:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kriptoloji]]></category>
		<category><![CDATA[kriptolojinin geçmişi]]></category>
		<category><![CDATA[şifreleme tekniklerinin ilkleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.ertandonmez.org/?p=156</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bir Şifreleme Algoritması Kullanmadan Önce Son Kullanım Tarihine Bakın! İnsanoğlunun gizli haberleşmeye gereksindiği günden beri şifreleme teknikleri var. Binlerce yıllık gizli haberleşme tarihinde teknolojinin gelişimiyle şifreleme sistemleri ve cihazlar da değişti. Ancak bir ilke binlerce yıldır geçerliliğini koruyor: Kırılan bir şifre tarihin tozlu sayfalarında yerini alır ve onun yerine daha gelişmişi tasarlanır. Diğer bir deyişle, [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.ertandonmez.org/kriptolojinin-gecmisi/">Kriptolojinin Geçmişi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ertandonmez.org">Ertan Dönmez</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img decoding="async" class="alignleft" src="https://www.ertandonmez.org/wp-content/uploads/kriptoloji.jpg" alt="" width="238" height="247" /><span style="color: #ff0000;"><strong>Bir Şifreleme Algoritması Kullanmadan Önce Son Kullanım Tarihine   Bakın!</strong></span><strong> </strong><br />
İnsanoğlunun gizli haberleşmeye gereksindiği günden beri şifreleme   teknikleri var. Binlerce yıllık gizli haberleşme tarihinde teknolojinin   gelişimiyle şifreleme sistemleri ve cihazlar da değişti. Ancak bir ilke  binlerce  yıldır geçerliliğini koruyor: Kırılan bir şifre tarihin tozlu  sayfalarında  yerini alır ve onun yerine daha gelişmişi tasarlanır. Diğer bir deyişle, bir  şifre kırılmadığı sürece  varlığını korur. Kriptoloji bu ilkeyle gelişerek  günümüze kadar geldi.  İnsanoğlu Alberti diskini ya da Jefferson tekerleğini  binlerce yıl daha  önce icat edecek teknolojiye sahipti. Antik çağda şifre kırma   teknikleri iki yüzyıl önceki kadar gelişmiş olsaydı, belki şimdi o dönem   insanlarının Alberti diskini de Jefferson tekerleğini de  kullandıklarından  bahsediyor olacaktık.<span id="more-156"></span><br />
<img decoding="async" class="alignleft" src="http://i27.tinypic.com/2nlfqlu.jpg" alt="" width="405" height="235" /><strong>Ispartalıların kullandığı kripto cihazı</strong><br />
Bundan 4000 sene önce, Nil nehri kıyısında küçük bir şehir olan Menet   Khufu’daki bir kâtip, efendisinin hayatını anlattığı hiyeroglifleri  çizerken  kriptoloji tarihini başlattığının farkında değildi. Kullandığı  sistem modern  dünyanın anladığı biçimde bir gizli yazı sistemi  olmamasına karşın, metnin  rastgele seçilmiş yerlerinde, daha önce hiç  kullanılmamış bazı hiyeroglif  semboller bulunuyordu.<br />
İlk 3000 yıllık süre zarfında kriptografi sürekli bir gelişim  göstermedi.  Dünyanın birçok bölgesinde diğer yerlerden bağımsız olarak  gelişti ve  medeniyetlerin yok olmasıyla birlikte elde edilen birikimler  de kayboldu.  Antikçağın en ileri medeniyeti olan Çin’de yazının tarihi  çok eski olmasına  karşın, ide-ografik yazı (sözleri veya düşünceleri  sesleri gösteren harflerle  değil çeşitli işaret veya simgelerle yazma  sistemi) kullanımına bağlı olarak,  bir yazının yazılmasının zaten o  yazıyı neredeyse şifrelemekle eş zorluğu olması  nedeniyle,  kriptografide hemen hemen hiçbir ilerleme kaydedilmedi.<br />
Askeri haberleşmede kriptografi kullanan ilk ulus Ispartalılardır. MÖ  5.  yüzyılda geliştirdikleri bir cihazı tarihin ilkyerdeğiştirme  sistemini uygulamak  için kullanıyorlardı. Bu cihaz belli kalınlıkta bir  tahta silindirden ve  silindirin etrafına eğik biçimde sarılmış papirüs  ya da ince, deri bir şeritten  oluşuyordu. Gizli mesaj silindir boyunca  silindire sarılı şerit üzerine  yazılıyor, daha sonra şerit silindirden  çözülüyordu. Birbirinden ayrılan harfler  yeniden aynı kalınlıkta bir  tahta silindire sarılmadıkça hiçbir anlam ifade  etmiyordu.<br />
<img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft" src="http://i28.tinypic.com/wcn4e8.jpg" alt="" width="238" height="247" /><br />
Askeri  haberleşmelerde kriptografinin bir diğer önemli kullanımı Roma  döneminde oldu.  Büyük Roma İmparatoru Julius Caesar, komutanlarıyla  kendi geliştirdiği bir  yerine koyma sistemini kullanarak  ha-berleşiyordu. Bu sistemde, alfabedeki her  harf kendisinden sonra  gelen üçüncü harfle (örneğin A, D ile D, G ile)  değiştiriliyordu. En  temel şifre kırma yöntemlerinden olan ve şifreli metindeki  harflerin  gözükme sayılarındaki sapmaya dayanan sıklık analiziyle, hiç açık  metin  olmadan ve hatta şifreleme algoritmasını dahi bilmeden Caesar şifresini   kırmak mümkündür. Ancak o dönemde sıklık analizi bilinmiyordu ve  Ceasar şifresi  Roma ordusunun gereksinimlerini karşılıyordu.<br />
Avrupa’da ortaçağa kadar hiçbir  gizli yazışma üzerinde kriptoanaliz  yapılmadı. Bu nedenle birkaç istisna durum  dışında kriptoanalizle  ilgili ciddi bilimsel çalışma olmamış, ancak kriptografi  hep var  olmuştur.<br />
İlk ciddi kriptoanaliz çalışmaları Araplar tarafından yapıldı.  Araplar  kriptografi çalışmalarına edebiyatta ve matematikte çağın  ilerisinde oldukları  MS 600′lü yıllarda başladılar. Şifre anlamına  gelen İngilizce “cipher” ve  Fransızca “chiffre” sözcükleri bu dillere  Arapçadan (cifr ya da cifir)  geçmiştir.<br />
Arapların kriptografi konusunda yazdıkları ilk eser, Abdurrahman  el-Halil  İbn-i Ahmed tarafından MS 718 yılında kaleme alınan Kitab-ül  Muamma adlı  kitaptır. Bu kitapta Abdurrahman el-Halil, Bizans  imparatoru tarafından  gönderilen Yunanca bir şifreli mektubun çözümünü   verir.<br />
<strong>Kriptolojinin Geçmişi: Bir Şifreleme Algoritması  Kullanmadan  Önce Son Kullanım Tarihine Bakın!</strong><br />
<strong> </strong>Arapların  kriptoloji bilimine en önemli katkısı  ise Abdullah Kalkaşandî tarafından 1412′de  tamamlanan Subhu’l Aşâ adlı  14 ciltlik ansiklopedinin kriptografiyle ilgili  bölümleridir. Bu eserde  kriptoanalis-tin ilgilendiği dili bilmek zorunda  olduğundan söz edilir  ve Arapça’da asla yan yana gelmeyen harflerin bir listesi  verilir.<br />
Batı’da günümüze kadar kesintisiz olarak gelen politik kriptografi  ortaçağda  başladı. Feodal yönetimlerin hâkim olduğu bu dönemde  kriptografinin kullanımı  ilkel, seyrek ve düzensiz olmakla birlikte  sürekli bir gelişim göstermiştir.  Avrupa’da kriptog-rafinin ilk  günlerinden beri her iki temel yöntem, yani hem  kodlar (açık metni  oluşturan kelimelerin anlamlı ya da anlamsız başka kelime ya  da  sayılarla yer değiştirmesi) hem de şifreler (açık metnin belli bir   algoritmaya göre şekil değiştirmesi) kullanılmıştır. Şifre sistemlerini  yaygın  olarak önce Kilise kullandı. 1363 yılında Napoli Kardinali  Pietro di Grazie’nin,  Papalık ve diğer kardinallerle olan  ya-zışmalarında sesli harfleri kodladığı bir  şifre sistemi kullandığını  biliyoruz.<br />
Batı dünyasında kriptografinin babası  olarak anılan İtalyan Leon  Battista Alberti’nin geliştirdiği, iç içe iki diskten  oluşan şifreleme  cihazında 24 hücre vardı ve cihaz tek alfabeli şifreleme  sistemlerinden  çok alfabeli şifreleme sistemlerine geçişin ilk örneğini teşkil   ediyordu. Kriptoloji tarihi için kritik olan bu başarıdan sonra Alberti   kodlamayı ve şifrelemeyi birleştirerek bir başka önemli başarıya daha  imza attı:  Şifreli kod. Alberti’nin disklerinde harflerle birlikte  bulunan dört rakam  kodla-ma amacıyla kullanılıyordu (Bkz. bir önceki  sayfa).<br />
Kriptoloji konusunda çağının ilerisinde olan bir başka İtalyan ise  Giovanni  Battista Porta’ydı. Porta, ünlü kitabı De Furtivis Literarum  Notis’i yazdığında  henüz 28 yaşındaydı. Açık metinde geçen harflerin  ikişer ikişer tek bir  karakterin yerine geçtikleri, yani iki harfin tek  bir karakteri temsil ettiği  digraphic şifre sistemi Porta’nın  buluşudur. Kriptografik sistemler tarihte ilk  kez Porta tarafından,  harflerin yerlerinin değiştirildiği yerdeğiştirme sistemi  ve harflerin  birbirinin yerini aldığı yerine koyma sistemi adlarıyla ve bugün de   doğru kabul edilen bir sınıflandırmaya tabi tutulmuştur.<br />
<img loading="lazy" decoding="async" src="http://i25.tinypic.com/10ngfh3.jpg" alt="" width="465" height="597" /><br />
<strong>Vigenére Karesi</strong><br />
<strong> </strong>1523′te  Fransa’da doğan Vigenere’in geliştirdiği ve standart  alfabenin  kullanıldığı şifreleme sistemi, bugün tüm dünyada Vigenere Karesi   olarak bilinir. Sistemin gücü periyodik olmayan anahtar kullanılmasına  (anahtar  olarak bir kelimenin art arda tekrarının kullanılması yerine  rastgele bir  cümlenin kullanılması) ve bilinen kripto ihlallerine (bir  kripto sisteminin  kırılmasına yol açan kullanıcı hatası) meydan  verilmemesine bağlıdır. Modern  sistemlere örnek olduğu ve temel teşkil  ettiği için sistemin nasıl çalıştığı  aşağıda açıklanmaktadır.<br />
Açık metin,  <strong>taarruzdokuzda</strong><br />
Anahtar,    <strong>KALEKALEKALEKA</strong> olsun.<br />
Vigenere Karesi’nde şifreleme için  küçük harflerle  yazılan satır açık metindir. En soldaki sütun-sa  anahtara aittir. Kapatma işlemi  için açık metnin ilk harfi ve ona  karşılık gelen anahtar harfi karenin ilk satır  ve ilk sütununda  belirlenerek, bunların kesiştikleri noktadaki harf bulunur. Bu  harf  açık metnin ilk harfine karşılık gelen kapalı metnin ilk harfidir. Diğer   kapalı harfler de aynı şekilde bulunur. Buna göre şifreli metin,  <strong>DALVBUKHYKFDNA</strong> olacaktır.<br />
Vigenere’den sonra kriptoloji  telgrafın icadına kadar  büyük bir ilerleme kaydetmedi. Telgrafın  bulunmasıyla, posta işletmelerinde  gizli telgrafların görevlilerce  açılıp okunması ya da telgraf tellerinin  dinlenmesi ile şifreli  diplomatik ve askeri haberleşmelerin kolay elde  edilebilir olması, hem  yeni şifreleme sistemlerinin geliştirilmesini hem de bu  sistemlerin  kriptoanaliziyle ilgili çalışmaların yoğun-laşmasını  sağladı.<br />
Vigenere’in yöntemi ya da bu  yöntemin değişik biçimlerde  kullanımı telgrafın icadından sonra da bir  süre devam etti. Ancak, Friedrich  Kasis-ki adlı emekli bir Prusyalı  piyade 1863′te bu yöntemi kıran bir test  geliştirdi. Literatüre Kasiski  testi olarak giren bu analiz yöntemi, şifreli  metin içinde beklenenden  çok daha sık tekrar eden hecelerin aralarındaki  uzaklıklardan  anahtarın periyodunu tahmin etmeye dayanıyordu. Kasiski testi  özellikle  askeri şifre kullanıcılarının paniğe kapılmasına ve yeni şifireleme   sistemleri arayışına girmelerine neden oldu. Çözüm, Vigenere’in  kırılmasından  önce, 1797′de Thomas Jefferson tarafından icat edilen  Jefferson cihazıyla geldi.  Jefferson’ın cihazı her birinde alfabenin  harflerinin yazılı olduğu 36 diskten  oluşuyordu.<br />
<img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft" src="http://i28.tinypic.com/2hz3dyg.jpg" alt="" width="190" height="191" /><br />
<strong>Jefferson  cihazı</strong><br />
<strong> </strong>Charles  Wheatstone, 1854′te ilk kez  gerçek anlamda digraphic, yani harflerin  ikişer ikişer şifrelen-diği ve sonucun  her iki harfe birden bağımlı  olduğu bir sistemin haberini verdi. Sistem,  Wheatstone tarafından icat  edilmişti, ancak arkadaşı Baron Playfair’in adını  taşıyordu. Bu  sistemin üç önemli özelliği vardı. Öncelikle digraphic olduğu için   harfler artık kimliklerini kaybetmiş ve tek tek tanınamaz hale  gelmiştir. Bu  nedenle normal tek alfabe-li istatistiksel analiz  yöntemleri uygulanamamaktadır.  İkinci olarak digraphic kodlama  istatistik uygulanabilecek mesaj uzunluğunu  yarıya indirmektedir.  Üçüncü ve en önemli özellikse digraph’ların sayısının  alfabedeki harf  sayısına oranla çok büyük olmasıdır. Bu nedenle dile bağlı   karakteristik özellikler çok daha büyük bir sahaya yayılmıştır ve  tanınamaz hale  gelmiştir. 26 harf yerine 676 digraph vardır ve  İngilizce’de en çok kullanılan  harfler olan e ve t’nin kullanım  oranları sırasıyla yüzde 12 ve 9 olmasına  karşılık en çok kullanılan  digraph’lar olan th ve he’nin kullanım oranları  sırasıyla yüzde 3 ve  2,5′e düşmektedir. Bu özelliklerinden ötürü sistem,  zamanında kırılamaz  olarak nitelendirilmişti.<br />
Playfair’den  sonra kriptoloji biliminde devrim yapmış ve  kriptolojiyle matematiğin  yakın ilgisini ortaya koymuş bir diğer sistemse Lester  Hill’in  geliştirdiği Hill sistemidir. Hill, bu sistemin ilkelerini The American   Mathematical Monthly dergisinin 1929 Haziran-Temmuz sayısında  yayımlanan  “Cryptography in an Algebraic Alphabet” (Bir Cebirsel Alfabe  ile Kriptografi)  başlıklı makalesinde ortaya koydu. Hill sistemi, ABD  ordusunda sadece üç harf  gruplu radyo çağrı sinyallerinin şifrelen-mesi  amacıyla kullanılmıştır. Ancak,  yukarıda da belirtildiği gibi  kriptolojinin matematikle olan yakın ilgisinin  ortaya konması ve  polygraphic (birden fazla sayıda açık metin karakterinin  şifrelenirken  birlikte işleme tabi tutulması) kriptografiyi ilk defa mümkün  kılması  açısından kriptoloji tarihinde ayrı bir yere ve öneme  sahiptir.<br />
Hill,  sisteminde anahtar ve açık metin harflerinin  sayısal değerlerinin  olduğu eşitlikler kullandı. Bu sistemde şifreleme işlemi,  denklemlerin  çözümlerinin bulunmasından ibarettir. Denklem sayısı,  polygraph’taki  harf sayısına, yani şifrelenirken birlikte işlem gören harf  sayısına  eşittir. İngiliz alfabesinde 26 harf bulunduğundan ve şifrelerin de   çözülebilmesi gerektiğinden Hill tüm işlemlerini MOD-26 üzerinden yaptı.  Bu  sistem, yalnızca 0′dan 25′e kadar olan sayıların kullanıldığı ve  26′dan büyük  her sayıdan, sonuçta 26′dan küçük bir sayı kalana kadar  26′nın çıkartıldığı bir  sayı sistemidir.<br />
Hill’in  sistemi çok fazla kullanım alanı bulamamış  olmasına karşın kriptoloji  konusunda çalışanlar üzerinde büyük bir etki bırakır.  Çalışmanın  güzelliği matematikçileri konuya eğilmeye zorlar. Şifreleme   sistemlerinin matematiksel bir biçimde formüle edilmesi, bu sistemlerin   zayıflıklarını ve kriptologla-rın sistem tasarımındaki hatalarını  ortaya  koymaktadır. Daha da önemlisi, kriptoanalistler artık  istatistiksel yöntemlerin  dışında matematiksel yöntemler de  kullanabileceklerini görmüşlerdir.<br />
Bugünkü  kriptoloji matematiksel işlemler, ma-tematiksel  yöntemler ve  matematiksel düşünceyle doyuma ulaşmış bulunuyor. Kriptoloji,   uygulamada artık matematiğin bir kolu haline geldi. Bu noktaya  gelinmesinde  Lester Hill’in katkısı yadsınamaz.<br />
I. Dünya  Savaşı sırasında kriptografinin çok yoğun kullanımı ve savaşın  haberleşme  teknolojisinin ilerlemesine katkısı, savaş sonrasında  kriptografi-nin gelişen  teknolojiden daha fazla yararlanmasına neden  oldu. Radyo icat edilmişti ve  telsiz haberleşmelerini dinlemek artık  çok daha kolaydı. Üstelik I. Dünya Savaşı  sırasında kriptoanaliz  teknikleri de oldukça gelişmişti. Bu nedenle daha güçlü  şifreleme  sistemlerine gereksinim doğdu. Sonuçta dünyada en çok kullanılacak   kriptografik yöntem ortaya çıkacaktı ve bu yöntemle çalışan cihazlar bir  sonraki  dünya savaşında gizli haberleşmeye yön verecekti: Rotorlu  elektromekanik  cihazlar…<br />
<strong>Anahtar  Kavramlar</strong></p>
<ul>
<li>Askeri haberleşmelerinde  kriptografi kullanan ilk ulus  Ispartalılardır. MÖ 5. yüzyılda kendi  geliştirdikleri bir cihazı tarihin ilk yer  değiştirme sistemini  uygulamak için kullanıyorlardı.</li>
<li>Şifre anlamına gelen İngilizce  “cipher” ve  Fransızca”chiffre” kelimeleri bu dillere Arapçadan (cifr ya  da cifir)  geçmiştir.</li>
<li>Avrupa’da şifre sistemlerinin ilk  yaygın kullanım yeri  Rönesans’a muhalefet eden Kilise’ydi.</li>
</ul>
<p><strong>Kaynaklar:<br />
</strong>Bone, J. V, A Brief  History of Cryptology, 2005. Cipher A. D.  ve Louis K., Cryptology: Machines,  History, &amp; Methods, Artech House  Cryptology Series, 1989. Kahn, D., The  Codebreakers: The Story of  Secret Writing, Scribner, 1996.<br />
Menezes, A. J.,  Oorschot, P. C. ve Vanston, S. A., Handbook of Applied  Cryptography, CRC, 1997.  Hill, Lester S., “Cryptography in an Algebraic  Alphabet,” The American  Mathematical Monthly, Cilt 36, Sayı 6,  (Haziran-Temmuz 1929).<br />
Bilim ve Teknik Temmuz 2009  sayısından  alınmıştır.</p>
<p><a href="https://www.ertandonmez.org/kriptolojinin-gecmisi/">Kriptolojinin Geçmişi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ertandonmez.org">Ertan Dönmez</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ertandonmez.org/kriptolojinin-gecmisi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>2</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Klasik Şifreleme Teknikleri</title>
		<link>https://www.ertandonmez.org/klasik-sifreleme-teknikleri/</link>
					<comments>https://www.ertandonmez.org/klasik-sifreleme-teknikleri/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ertan]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 15 Mar 2010 23:51:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kriptoloji]]></category>
		<category><![CDATA[kripto]]></category>
		<category><![CDATA[şifreleme teknikleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.ertandonmez.org/?p=154</guid>

					<description><![CDATA[<p>Klasik Şifreleme Teknikleri Bir referans şeklindeki geçen yazımızda bahsettiğimiz şifreleme tekniklerine giriş yapacağımız; bu yazımızda “Klasik Şifreleme Teknikleri” olarak bilinen şifreleme tekniklerini inceleyeceğiz. Her ne kadar günümüzde kullanılan şifreleme teknikleriyle doğrudan ilgileri olmasa da, bu teknikler günümüz şifreleme tekniklerini anlayabilmeniz için temel oluşturacaktır. Steganography(Metni Gizleme): Sözlüklerde tam karşılığını bulamayacağınız kadar eski bir kelime olan David [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.ertandonmez.org/klasik-sifreleme-teknikleri/">Klasik Şifreleme Teknikleri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ertandonmez.org">Ertan Dönmez</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft" src="https://www.ertandonmez.org/wp-content/uploads/kriptoloji.jpg" alt="" width="238" height="247" /><strong>Klasik Şifreleme Teknikleri<br />
</strong><br />
Bir referans şeklindeki geçen yazımızda bahsettiğimiz şifreleme tekniklerine giriş yapacağımız; bu yazımızda “Klasik Şifreleme Teknikleri” olarak bilinen şifreleme tekniklerini inceleyeceğiz. Her ne kadar günümüzde kullanılan şifreleme teknikleriyle doğrudan ilgileri olmasa da, bu teknikler günümüz şifreleme tekniklerini anlayabilmeniz için temel oluşturacaktır.<br />
Steganography(Metni Gizleme): Sözlüklerde tam karşılığını bulamayacağınız kadar eski bir kelime olan David Kahn “The Story of Secret Writing” adlı eseriyle bugünkü anlamını kazanmıştır: Şifrelenmemiş düz bir metni çeşitli dönüşümler kullanarak diğer kişilerce anlaşılamaz bir metin haline getirilmesi işlemidir. Verilebileecek en basit örnek, bir metnin<span id="more-154"></span> tüm harflerinin başka bir metnin içindeki kelimelerin ilk harflerine gizlenmesidir. Örneğin; “Sezen Aksu ve aşk şarkıları benim için tüm tesellilerden iyidir.”<br />
Ancak her durum için böyle bir mesajı oluşturmak zor ve zaman alıcı bir işlemdir. Oluşturulacak mesajdaki kelimelerin anlamlı bir bütünlük oluşturacak şekilde bulunmasının ancak çok üst düzey bir yapay zeka uygulamasıyla bilgisayar ortamına aktarılması mümkündür. Hala daha “natural language processing” (bilgisayarların konuşma dillerini anlayabilmesi olarak basitçe tanımlanabilir) konusunda mükemmel bir sisteme ulaşılamamış olması kadar önemli bir nokta da kırılmasının çok kolay olmasıdır. Tarihçesine göre çeşitli teknikler kullanılmıştır. Bazıları:<br />
Character marking(Harf işaretleme): İsminden de anlaşılabileceği üzere, önceden belirlenmiş bazı karakterlerin daha derin (daha koyu değil) olarak yazılması mantığına dayanır. İşaretli harfler ancak belirli bir açıyla parlak bir ışığa tutulduğunda görülebilir.<br />
Invisible ink (Görünmeyen mürekkep): Belirli bir sıcaklığa ulaşmadan ya da kimyasal bir işlemden geçirilmeden görülemeyen özel bir mürekkep ile yazılır.   Pin Punctures (İğne delikleri): Belirli harflerin üzerinde gözle görülemeyecek kadar küçük delikler açılarak gerçekleştirilir. Deliklerle işaretlenmiş araçlar parlak bir ışığa tutularak okunur.<br />
Her ne kadar bu teknikler çok eski gibi gözükse de steganography tekniğinin çağdaş örnekleri de bu tekniklerin eşleniği durumundadır. Çağdaş örneği olarak bir CD deki bilgilerin her byte’inin son bitini kullanarak şifreleyebiliriz. Örneğin oluşturulabilinecek en büyük çözünürlükteki 32 bitlik resmlerin kaydedildiğ bir CD’yi ele alalım. Burada biraz teknik bilgi verelim. Bir resmin 32 bit olması; her pixelinin 32 bitlik renk kodlarıyla gösterilmesi demektir. En sonuncu bitin değişmesi resmin genel içeriğini ve renklerin ihmal edilebilir ölçülerde değiştirir. Bu sayede 700 MB’lık bir CD’de yaklaşık 12 MB’lık bilgi saklayabilirsiniz. Buna benzer bir şifreleme çok yakın bir zamanda kullanılmıştır.<br />
Substitution techniques(Yerine koyma teknikleri): Düz bir metindeki harflerin yerine başka harflerle, sayılarla ya da semboller koyarak yapılan şifreleme türüdür. Eğer düz metin ardışık bitler olarak görülebiliyorsa, çeşitli bit patternlerinin(örneklemlerinin) değiştirilmesi de bu tekniğe dahil edilebilir.<br />
Caesar Cipher(Sezar Şifrelemesi): bilinen en eski yerine koyma tekniğidir. Ünlü Roma İmparatoru Julius Caesar tarafından geliştirilmiştir. Sezar şifrelemesinde mantık her harfi kendisinden sonra gelen üçüncü harfle çembersel olarak değiştirmeye dayanmaktadır. Örneğin;<br />
düz metin: “Bilgisayarların şifreleri kırıldı”<br />
şifrelenmiş metin: “DLOİUÖÇBÇTOÇTKÖ ÜLHTĞOĞTL NKTKOGK”<br />
Sezar şifrelemesi 3 önemli zayıflığı vardır. Şifrelenmiş metinden hangi dilin kullanıldığı rahatlıkla anlaşılabilir. Türkçe için düşündüğümüzde sadece 28 ayrı şifreleme geliştirilmiş olabilir. Şifreleme ve deşifreleme algoritmalarının biliniyor ve kolaylıkla uygulanabiliyor olması da diğer zayıf olduğu yönüdür. Sezar şifrelemesi ile şifrelenmiş bir metin “Brute Force” bir saldırı ile kırılabilir. Brute Force, kelime anlamı olarak kaba kuvvet demektir. En zayıf ama en kesin saldırı yöntemidir. Sezar şifrelemesi gibi algoritmaların bilindiği yöntemlerde olası bütün kombinasyonların denenmesi demektir. Daha sonraları çokça bahsedeceğimiz “Brute Force” saldıraların nasıl gerçekleştirileceği ve bu saldırılardan nasıl korunabileceğimizi kodlarıyla birlikte açıklayacağız. Şimdilik 28 ayrı şifrelemenin de denerek düz metnin ele geçirilmesi olarak bilmeniz yeterli olacaktır.<br />
Sezar şifrelemesindeki 28 ayrı şifrelemenin yetersizliği açıktır.<br />
Monoalphabetic Ciphers(Tekli alfabeye dayanan şifreleme): Sezar Şifrelemesindeki mantığı biraz daha geliştirilerek, her harfe rastgele bir harfin eşleştirilmesi mantığına dayanmaktadır. Yani A ile eşlenen harf arasındaki ilişki diğer hiç bir harf arasında yer almamaktadır. Bunun basit bir örneğini her haftasonu gazetelerin ilavelerinde verdikleri “Şifreli bulmacalar” da görmekteyiz. Orada harfler yerine rakamlar verilmektedir. Çözülebiliriliğini arttırmak için şifrelenmemiş metin üzerine bir kaç örnek ve şifrelenmemiş metnin içeriği hakkında bilgi verilmektedir.<br />
Monoalphabetic Cipher’lar ile Türkçe için “29!-1” ayrı şifreleme söz konusudur. İlk bakışta çok güvenli izlenimi yaratmasına karşın monoalphabetic cipherlar da kırılabilmektedir. Hala daha şifrelemenin yapıldığı dil rahatlıkla tespit edilebiliyor. Şifrelemenin yapıldığı dil üzerine istatiksel bir araştırma yaparak kısa sürede kırmanız mümkündür. Her dilde belirli karakterlerin tekrarlanma frekansları belirlidir. Elimizdeki şifrelenmiş metinde en çok tekrarlanan karakterler ile şifrelemenin yapıldığı dildeki en yüksek frekanslı karakterleri eşleştirdiğinizde tahmin ettiğinizden çok daha kısa bir sürede kırabilirsiniz. Zaten eşleştirmelerden sonra elimizdeki şifreli metnin haftasonu gazetelerinde verilen bulmacalardan pek bir farkı kalmıyor.<br />
Monoalphabetic tekniğinin biraz daha geliştirmenin bir diğer yolu da şifreleme boyunca farklı “yerine koyma teknikleri” kullanmaktır. Bu tür yaklaşımların genel adı Polyalphabetic Ciphers(çoklu alfabeye dayanan şifreleme)’ dır. Bu tür şifreleme mekanizmalarının çoğunda iki ortak özellik vardır:<br />
Önceden tanımlanmış bir monoalphabetic yerine koyma kuralları kümesi vardır, Bir anahtar verilen dönüştürme işlemi için hangi kuralın kullanılacağını belirler.<br />
Multiple-Letter Encryption(Çoklu Harfle Şifreleme): Verilen düz metindeki ikili harflere tek bir birim olarak ele alan ve işleyen şifreleme tekniğine dayanan Playfair multiple-letter encryption için en çok bilinen yöntemdir. Digraph(tek sesi temsil eden iki harf) olarak alınan harfler yine digraph olarak şifrelenir. Playfair algoritması ingilizce için özelleşmiş bir şifreleme algoritmasıdır. 5&#215;5’ lik bir matris kullanılarak yapılır. Playfair, İngiliz bilim adamı 1854’te Sir Charles Wheatstone tarafından ilk defa ortaya atılmıştır. Ancak Playfair’e destek veren ve savunan Baron Playfair of St. Andrews ismiyle anılmıştır. Playfair ile ilgili yapacağınız hemen hemen her araştırmada karşınıza çıkacak klasik ve açıklayıcı bir örnek vardır. Bu örnek de Lord Peter Wimsey tarafından Dorothy Sayer’s Have His Carcase adlı eserinden alınmıştır.<br />
Yukarıda verilen örnekte anahtar kelime “monarchy” dir. Matris anahtar kelimede geçen harflerin dışındaki harflerin soldan soğa ve yukarıdan aşağıya doğru sırayla yazılmasıyla oluşturulmuştur. I ve J harfleri bir harf olarak sayılmıştır. Metin her seferinde iki karakter alınarak ve aşağıdaki dört kural uygulanarak şifrelenirler.<br />
Tekrarlanan karakterler önceden kabul edilmiş bir doldurma karakteriyle birbirinden ayrılırlar. Kural olarak olmasada genel olarak X karakteri kullanılır. Örneğin, “balloon” kelimesi “ba lx lo on” şeklinde ikililere ayrılarak şifrelenecektir. Matriste aynı satıra düşen düz metin karakterleri için kural, her harfi bir sağındaki harf ile değiştirmektir. Örneğin, AR digraphı, RM olarak şifrelenecektir. (Matristeki çemberselliğe dikkat edin). Matriste aynı sutüna düşen düz metin karakterleri için kural, her harfi bir altındaki harf ile değiştirmektir. Örneğin, MU digraphı, CM olarak şifrelenecektir. (Matristeki çemberselliğe dikkat edin). Eğer yukarıdaki üç koşuldan hiç biri de karşılanmıyorsa, her düz metin karakteri, kendisiyle aynı satırdaki, eşleniği karakterle aynı sutündaki harf ile değiştirilir. Örneğin, HS digraphı BP olarak, EA digraphı da IM/JM olarak şifrelenecektir.<br />
Monoalphabetic şifrelemelere göre çok daha güvenilirdir. Her şeyden önce, monoalphabetic şifrelemede, (İngilizce için) sadece 26 harf varken, burada (İngilizce için) 26&#215;26=676 ayrı digraph vardır, bu sayede tek bir digraphın çözülmesi biraz daha zorlaşmıştır. Bununla beraber karakter tekrarlanma frekansının oluşturulacak şifreli metni etkilemez. Bu sebeplerden ötürü, uzun süre playfair’ın kırılmasının imkansız olduğu düşünüldü. I. Dünya Savaşında İngiliz Ordusu ve II. Dünya Savaşında da U.S. Ordusu ve müttefikleri tarafından kullanılmıştır. Bu kadar güvenli olduğu sanılan Playfair şifrelemesinin kırılması aslında tahmin edilen çok daha kolaydır. Şifrelenmemiş düz metnin dili ve yapısı hakkında bir çok bilgiyi şifrelenmiş metinden elde edebiliyoruz. Genellikle bu şifreleme tekniği ile şifrelenmiş metinlerin kırılması için bir kaç yüz karakterlik şifreli bir metin yeterli olmaktadır. Oysa bir şifreleme tekniğinin tam anlamıyla güvenli bir şifreleme tekniği olabilmesi için ne kadar şifrelenmiş metin olduğunun önemi olmamalıdır. Elimizde on binlerce karakter şifrelenmiş metin olsa bile, bu bizim şifreyi kırmamıza yetmemelidir.<br />
Not: Her ne kadar playfair sadece İngilizce için geliştirilmiştir dediysek de, Türkçe için de aynı yöntemi uyarlamak mümkündür. Ancak bununla ilgili hiç bir resmi kaynakta belgelenmiş bir yazı bulunmamaktadır. O yüzden Türkçe için yoktur diyebiliriz, ancak yapılamaz diyemeyiz.<br />
Son Söz<br />
“Klasik Şifreleme Teknikleri” isimli yazılarımızın ilki olan bu makalemizde, şimdiye kadar kullanılmış klasik şifreleme tekniklerini ve bunların yetersizliklerini sizlere aktarmaya çalıştık. Burada bahsi geçen teknikler bazı sistemlerde hala daha kullanılıyor olmalarına karşın, çok daha fazla güvenlik gerektiren sistemlerde artık bu tür şifreleme teknikleri kullanılmamaktadır. Çok daha kompleks ve zor kırılan şifreleme tekniklerine daha sonraki makalelerimizde geçiş yapacağız. Ancak, klasik şifreleme tekniklerine devam edeceğimiz bir sonraki makalemizde yer değiştirme tekniklerini irdeleyeceğiz.<br />
dotnet_team@hotmail.com<br />
Suphi UÇAR – Yunus Emre ALPÖZEN<br />
Yukarıdaki Arkadaşlardan Alıntıdır. Ellerine Kollarına Sağlık Güzel Derlemişler.</p>
<p><a href="https://www.ertandonmez.org/klasik-sifreleme-teknikleri/">Klasik Şifreleme Teknikleri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ertandonmez.org">Ertan Dönmez</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ertandonmez.org/klasik-sifreleme-teknikleri/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>5</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kriptografia ve Varlıktaki Şifreler</title>
		<link>https://www.ertandonmez.org/kriptografia-ve-varliktaki-sifreler/</link>
					<comments>https://www.ertandonmez.org/kriptografia-ve-varliktaki-sifreler/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ertan]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 14 Mar 2010 00:13:45 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kriptoloji]]></category>
		<category><![CDATA[kriptografia]]></category>
		<category><![CDATA[varlıktaki şifreler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.ertandonmez.org/?p=180</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sır koruma ve bilgi saklama; insanlar, topluluklar, şirketler ve devletler için son derece önemlidir. Bilgilerin korunması ve art niyetli kişilerin eline geçmesinin önlenmesi için çalışmalar yapan kriptografi bilimi, bilgilerin şifrelenmesi ve çözümlenmesi için metotlar geliştirir. Bilgilerin güvenlik açısından zaafa meydan vermeden saklanmasını hedefleyen kriptografi, bilginin hedefe emniyetli şekilde ulaştırılmasını da gâye edinir. Kriptografide uygulanan metotlar [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.ertandonmez.org/kriptografia-ve-varliktaki-sifreler/">Kriptografia ve Varlıktaki Şifreler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ertandonmez.org">Ertan Dönmez</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sır  koruma ve bilgi saklama; insanlar, topluluklar, şirketler ve devletler  için son derece önemlidir. Bilgilerin korunması ve art niyetli kişilerin  eline geçmesinin önlenmesi için çalışmalar yapan kriptografi bilimi,  bilgilerin şifrelenmesi ve çözümlenmesi için metotlar geliştirir.<br />
Bilgilerin  güvenlik açısından zaafa meydan vermeden saklanmasını hedefleyen  kriptografi, bilginin hedefe emniyetli şekilde ulaştırılmasını da gâye  edinir. Kriptografide uygulanan metotlar sayesinde, mesaj anlaşılmaz bir  hâle dönüştürülür. Şifrelenmiş bilgiler sadece alıcı tarafından belli  işlemlere tâbi tutularak anlaşılır hâle getirilebilir. Kriptografi,  haberleşmeyi emniyetli hâle getirmenin yanında, kullanıcıların  sunuculara (server) güvenli erişimlerini sağlamak için de kullanılır.<span id="more-180"></span><br />
Gizliliği  mühim olan şahsî, ticarî, politik ve askerî bilgilerin internet yoluyla  gönderildiği günümüzde, kriptografinin ehemmiyeti daha da artmıştır.  Son zamanlarda yaygınlaşan internet alışverişlerinde, şahsî bilgilerin  bilgisayar ağlarında başkaları tarafından okunması oldukça kolaydır. Bu  yüzden, bir çevrimiçi (online) alışveriş sayfasında kullanıcının girdiği  kredi kartı bilgisi, daha sonra bir çeşit şifreleme işlemiyle  (encryption) mânâsız karakter yığını hâline dönüştürülmekte ve kart  numarası güvenli bir şekilde sunucuya iletilmektedir. Bu bilgi, daha  sonra sunucuda uygulanan şifre çözme işlemiyle (decryption) tekrar  orijinal hâline getirilerek kullanılmaktadır.<br />
Kriptografide  bilgiyi okunamayacak hâle getiren şifreleme mantığının (algoritmaları)  unsurları anahtar olarak adlandırılır. Anahtarın korunması emniyet  açısından önemlidir.<br />
<strong>Tarihte  kriptografi</strong><br />
Kriptografi  çalışmalarının temeli günümüzden 4.000 yıl öncesine dayanır. M.Ö. 2000  yıllarında Mısır’da kralların mezarlarını süsleyen ve hayattayken  yaptıkları kahramanlıkları anlatan hiyeroglif yazısı, zamanla  karmaşıklaşarak anlaşılamaz hâle gelmiş ve şifreleme için  kullanılmıştır. Eski Çinliler de Çin alfabesinin düşünceyi sembolle  ifade eden (ideografik) karakterini, kelimelerin mânâsını gizlemek için  kullanmıştır.<br />
Mezopotamya’daki şifrelemeler de Mısır’dakine  benzer hususiyetlere sahiptir. Julius Ceasar, ‘Sezar şifrelemesi’ diye  anılan ve alfabedeki her bir harfin belli sayıda ileriye kaydırılmasına  (ötelenmesine) dayanan bir şifreleme metodu kullanmıştır. Orta Çağ ve  sonrasında, kriptografi bütün milletlerin ve bilhassa Avrupalıların  merakını celbetmiş ve zaman içinde değişik sürümleri olan birçok metot  geliştirilmiştir. Klâsik metotlar, 1970’li yıllardan sonra büyük  nispette geçerliliğini yitirmiştir. Günümüzde ise, karmaşık matematikî  işlemlere dayalı yeni metotlar kullanılmaktadır.<br />
Tarihte  şifrelenmiş mesajları çözme çalışmalarını ilk olarak Araplar yapmış ve  bu sahada ciddi başarılar kazanmışlardır. Mısır’da yaşamış olan  Kalkaşendi (1355-1418), bugün de kullanılmakta olan bir şifre çözme  metodunu geliştirmiştir. Bu teknik, herhangi bir parçada geçen harflerin  yaklaşık olarak kullanılma sıklığının (frekans) sâbit olduğu prensibine  dayanır. Dolayısıyla şifrelenmiş yazıdaki karakterlerin sıklığı, o  dilde sâbit kabul edilen kullanılma sıklığı ile karşılaştırılarak, şifre  harfin hangi harf yerine kullanıldığı tespit edilmeye çalışılır. Bu  metot, harflerin kaydırılması veya başka harflerle değiştirilmesi  prensibine dayanan tek bir alfabenin kullanıldığı (mono alfabetik)  metotlarla şifrelenmiş mesajları çözmede başarı sağlamaktadır.<br />
1931  yılında Fransızlar, bir Alman casustan ‘Enigma’ adındaki kriptografi  cihazının, Almanlar tarafından 2. Dünya Savaşı’nda kullanılacak  modelinin çalışma prensiplerini gösteren belgeleri temin etmişti. Savaş  sırasında İngiliz matematikçiler cihazın şifrelerini çözümlemeyi  başardı. Öyle ki Hitler’in generallerine verdiği emirler, anında  müttefik kuvvetlerince öğrenilebiliyordu. Böylece, çözülen şifreler  sayesinde müttefik ülkeler savaşın galibi olmuştu. 1940’larda Amerikalı  şifreleme uzmanları İngiliz ve Hollandalı meslektaşlarıyla işbirliği  yaparak, Japon ordusunun kullandığı JN-25 isimli sistemi çözmüş ve bunun  neticesinde Amerikan ordusu Japonlara karşı Midway Savaşı’nda üstünlük  sağlamıştı.<br />
Bilgisayar teknolojisindeki gelişmeler,  kırılamayacağı düşünülen şifrelerin de kırılmasına imkân tanımaktadır.  1977 yılında üretilen ve çözülmesi için bilinen büyük sayıların  faktörlerine ayrılmasını sağlayan algoritmalarla 40 katrilyon yılda  ancak çözülebileceği düşünülen bir mesaj, 17 yıl sonra -1994 yılında-  çözülmüştür.<br />
<strong>Klâsik ve modern kriptografi</strong><br />
Günümüzde,  kriptografi metotları klâsik ve modern olarak ikiye ayrılmaktadır.  Klâsik kriptografide şifreleme; kelimelerin dizilişi değiştirilerek  yapılabileceği gibi, her kelime alternatif bir kelimeyle veya her bir  karakter başka bir karakterle değiştirilerek de yapılabilir. Mesela,  SIZINTI kelimesindeki her harf kendinden sonra gelen üçüncü harfle  değiştirilerek UKCKPVK şekline dönüştürülür. Tabii ki burada her harfin  yerine ondan sonra gelen üçüncü harfin kullanılacağını sadece mesajı  alan bilmelidir. Bu değişiklik alıcı tarafından bilindiğinden, mânâsız  gibi görünen mesajdaki her harf kendinden önceki üçüncü harfle  değiştirilerek mesaj kolayca orijinal hâline dönüştürülür. Bu metotla  şifrelenen mesajlar dil bilimciler tarafından gerçekleştirilecek  analizlerle veya sayısız denemelerden sonra ancak çözülebilir. Klâsik  metodun keşfi ve kullanımı yüzlerce yıl öncesine dayanmaktadır. Bu metot  elle dahi kullanılabilecek basitlikte olmasına rağmen, modern teknikte  maksimum seviyede bir güvenliğin sağlanabilmesi için bilgisayarlar  kullanılmakta ve oldukça uzun anahtar ve karmaşık işlem serilerinden  (algoritmalardan) istifade edilmektedir.<br />
Klâsik metotlara  verilecek diğer bir misâl de, ‘spartan silindiri’ isimli âlettir. Bu  metotta çapı belli bir silindir etrafına sarılan kâğıt üzerine mesaj  yazılır ve daha sonra silindirden ayrılan kâğıtta şekilde görüldüğü gibi  şifrelenmiş mesaj elde edilir. Bu mesajı çözebilmek için kullanılan  silindirin genişliği bilinmelidir. Şerit hâline getirilmiş kâğıt aynı  çaptaki silindire gerektiği gibi sarılırsa orijinal mesaj elde edilir.  Bu metot M.Ö. 600’lü yıllarda Yunanlılar tarafından kullanılmıştır.<br />
Modern  metotlardan biri ‘Açık Anahtar Kriptografisi’dir (AAK). Bu kriptografi  şeklinde, şifreleme anahtarı diğer kullanıcılara açık olarak  dağıtılmasına rağmen, şifreyi çözme anahtarı sadece sahibi tarafından  bilinmektedir. Dolayısıyla, sadece kendi şifreleme metoduyla şifrelenmiş  mesajları çözme kabiliyetine sahip anahtarı elinde bulunduran kişi,  yani o mesajın sahibi, mesajı çözerek okuma imkânı bulacaktır.<br />
‘Gizli  Anahtar Kriptografisi’nde (GAK) ise mesajı şifrelemek ve çözmek için  aynı anahtar kullanılır. Bu metodun tek sakıncası, gizli anahtarın diğer  kişilere nasıl ulaştırılacağıdır. Dolayısıyla bu metotta gizli anahtar  her zaman art niyetli üçüncü kişilerin eline geçebilir.<br />
Tabiata  baktığımızda canlı cansız her varlığın yaratılışında kriptografiye  benzer şifreleme mantığıyla işletilen süreçlerin olduğunu görürüz. Buna,  genetik bilginin şifreli (veya kriptolu) mesajlarını ihtiva eden  nükleik asitlerin (DNA, RNA) ribozomlarda (protein sentez  organcıklarında) deşifre edilerek, proteinlerin yapılması misâl  verilebilir.<br />
<strong>DNA’nın şifreli yapısı ve protein sentezinde  şifreleme</strong><br />
DNA’lara kodlanmış şifrelerde ve bu kriptolu bilgiye  göre protein sentezlemek için gerekli bilginin ribozomlara ulaştırılması  sırasında uygulanan şifrelemede büyük hikmetler vardır. Canlının  genomunu teşkil eden DNA moleküllerini bir kitaba benzetirsek, bu  kitaptaki harfleri A, T, G, C sembolleri ile gösterebiliriz. Dört çeşit  kimyevî molekülden oluşan bu sembolik lisan, canlının temel modelini ve  kalıbını belirleyen genetik programın şifrelenmesinde kullanılır. Her  canlının genomu, bu harflerin belli bir program içinde yazılmış çeşitli  sayılardaki toplamıdır. Meselâ, insanda ve farede genomu teşkil eden  harflerin sayısı yaklaşık üç milyar iken, bir bakteri türünde bu sayı  yaklaşık dört-beş milyondur. Genel olarak bakıldığında, iki insanın  genom dizilimleri arasındaki kombinasyon farkı sadece % 1 olmasına  rağmen, görünüş olarak hiçbir insan diğerine benzemez.<br />
Gen  sayıları insan ve hayvanlarda enteresan değişiklikler göstermektedir.  DNA’da kullanılan zengin şifreleme teknikleri, canlılardaki genetik  çeşitliliğin yaratılmasında perde olarak kullanılan temel biyolojik  mekanizmadır. Genom olarak isimlendirilen program kitapçığı, Kur’ân’ın  tarif ettiği çerçeve içinde ‘İmam-ı Mübin’ kitabının bu âlemdeki bir  numunesidir. Bütün canlı varlıkların hayata mazhar olabilmeleri ve  hayatlarını devam ettirebilmeleri için hücrelerine yerleştirilmiş bu  programın kodlanmasında kullanılan alfabe, genel cümle kurma kaideleri  ve programın işleyişinin birçok bakımdan canlılarda aynı oluşu, hepsinin  tek kudret elinden çıktığını gösterir. Proteinlerin üretiminde, DNA’da  kaydedilmiş kodların ribozomlara taşınması sırasında da doğru mesajın  ribozoma iletilmesine vesile olan bir çeşit şifrelemeye şahit oluruz.<br />
Buradaki  temel mantık, DNA’daki baz çiftlemesinden farklı olarak RNA’nın haberci  (mRNA) olarak isimlendirilen çeşidinde adenin (A) karşısına timin (T)  yerine urasil (U) getirilmesi ve üç nükleotidin (kodon) bir aminoasite  ait şifreyi taşımasıdır. Meselâ, DNA üzerindeki kodonlar “AAT, GCC,GAT,  GTA” şeklinde ise, sentezlenen mRNA’nın görünümü “UUA, CGG, CUA, CAU”  şeklinde olacaktır. Burada gaye, normal şifrelemedeki gibi birilerinden  bilgi gizlemek değil, mesajın doğru iletilmesi ve canlı çeşitliliğinin  korunmasıdır.</p>
<p><a href="https://www.ertandonmez.org/kriptografia-ve-varliktaki-sifreler/">Kriptografia ve Varlıktaki Şifreler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ertandonmez.org">Ertan Dönmez</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ertandonmez.org/kriptografia-ve-varliktaki-sifreler/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Quantum Kriptografi</title>
		<link>https://www.ertandonmez.org/quantum-kriptografi/</link>
					<comments>https://www.ertandonmez.org/quantum-kriptografi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ertan]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 13 Mar 2010 23:57:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kriptoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Quantum Kriptografi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.ertandonmez.org/?p=162</guid>

					<description><![CDATA[<p>Linkinizin Gerçekten Çok Çok Güvenli Olmasını İstediğinizde !!! Veri ve iletişimleri, güvenlik altında tutmak en önemli konu. Hacker’lar sistemlere, açık olan portlardan, belli programlarla çeşitli hile ve isimlerle girebilmekte. Sonuç olarak, veri güvenliği programları ve stratejileri, sistemler inçin en önemli öncelik. Sistemlerde uzun süredir en çok karşılaşılan en önemli zayıflık ise, sistemin node’larına ve kullanıcılara [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.ertandonmez.org/quantum-kriptografi/">Quantum Kriptografi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ertandonmez.org">Ertan Dönmez</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Linkinizin  Gerçekten Çok Çok Güvenli Olmasını İstediğinizde !!!<br />
Veri ve  iletişimleri, güvenlik altında tutmak en önemli konu. Hacker’lar  sistemlere, açık olan portlardan, belli programlarla çeşitli hile ve  isimlerle girebilmekte. Sonuç olarak, veri güvenliği programları ve  stratejileri, sistemler inçin en önemli öncelik.<br />
Sistemlerde  uzun süredir en çok karşılaşılan en önemli zayıflık ise, sistemin  node’larına ve kullanıcılara bağlanılmasını mümkün kılan fiziksel  linkler.<span id="more-162"></span> Özel bir kanal veya linkin fiziksel olarak güvenlik altına  alınması gibi bir takım yollar olsa da, genel olarak, RSA  (Rivest/Shamir/Adleman) algoritması veya tek seferlik anahtar gibi,  karışık ve matematik bazlı kodlar kullanmak daha yaygın vaziyette.<br />
Linkleri  fiziksel olarak güvenlik altına almak çok pratik değil. Bunun yanısıra  wireless linkleri belli yönlerden etkilemekte; Veriyi encode etme  işlemi, diğer bir decoder tarafından hassas olarak algılanabiliyor. (  RSA’in kullandığı algoritma bile, bilgisayarlar güçlendikçe, bu tehditle  karşı karşıya. ) Tek-Seferlik-Anahtar ise, güvenli gibi gözükse de,  uygulamada ve pratikte bir sürü sorunlar yaratabiliyor.<br />
Buna  rağmen, şu aralar, tek-seferlik anahtarın kullanımı ile ilgili yeni bir  teknik göze çarpmakta. Bu teknik, özellikle secure anahtar  değişimlerinde rahatlıkla kullanılabiliyor. QC, ( Quantum Cryptography )  dediğimiz bu yöntem, fizikçi Werner Heisenber’in sık sık değindiği link  tabanları ile ilgilibireysel bir photon dizisi kullanmakta.<br />
IBM,  araştırmacısı Charles Bennett ve Montreal Giles Brassard  Üniversitesi’nin ilk defa Quantum Cryptografiyi 1980’li yıllarda ele  almış olmalarına rağmen, teknolojinin istenilen düzeye gelmesi ve  gerekli elemanların toparlanması yıllar almış durumda.<br />
<span style="font-family: verdana,arial,helvetica,sans-serif; font-size: x-small;"><strong>Bill  Schweber, ELEKTRONIC NEWS / 21.10.2005</strong><br />
</span></p>
<p><a href="https://www.ertandonmez.org/quantum-kriptografi/">Quantum Kriptografi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ertandonmez.org">Ertan Dönmez</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ertandonmez.org/quantum-kriptografi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Rsa Şifreleme Algoritması</title>
		<link>https://www.ertandonmez.org/rsa-sifreleme-algoritmasi/</link>
					<comments>https://www.ertandonmez.org/rsa-sifreleme-algoritmasi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ertan]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 13 Mar 2010 00:09:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kriptoloji]]></category>
		<category><![CDATA[algoritma]]></category>
		<category><![CDATA[rsa şifreleme]]></category>
		<category><![CDATA[rsa şifreleme algoritması]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.ertandonmez.org/?p=174</guid>

					<description><![CDATA[<p>RSA algoritması, Amerika’ da 1983 yılında MIT’ten patent almıştır. Bu patent 21 Eylül 2000 de son bulmuştur. Ancak patenti daha önce bir uygulamaya ait olduğu için bir başka ülkede patent alınamaz. Bir genel anahtarlı şifreleme tekniği olan RSA, çok büyük tamsayıları oluşturma ve bu sayıları işleminin zorluğu üzerine düşünülmüştür. Anahtar oluşturma işlemi için asal sayılar [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.ertandonmez.org/rsa-sifreleme-algoritmasi/">Rsa Şifreleme Algoritması</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ertandonmez.org">Ertan Dönmez</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft" src="https://www.ertandonmez.org/wp-content/uploads/rsa.gif" alt="" width="350" height="243" />RSA algoritması, Amerika’ da 1983 yılında MIT’ten patent almıştır. Bu  patent 21 Eylül 2000 de son bulmuştur. Ancak patenti daha önce bir  uygulamaya ait olduğu için bir başka ülkede patent alınamaz. Bir genel  anahtarlı şifreleme tekniği olan RSA, çok büyük tamsayıları oluşturma ve  bu sayıları işleminin zorluğu üzerine düşünülmüştür. Anahtar oluşturma  işlemi için asal sayılar kullanılarak daha güvenli bir yapı  oluşturulmuştur. Anahtar oluşturma algoritması şu şekildedir:<br />
• P ve Q gibi çok büyük iki asal sayı seçilir.<br />
• Bu iki asal sayının çarpımı N = P.Q ve bu bir eksiklerinin  φ(N)=(P-1)(Q-1) hesaplanır.<br />
• 1’den büyük φ(N)’den küçük φ(N) ile aralarında asal bir E tamsayısı  seçilir.<span id="more-174"></span><br />
• Seçilen E tamsayısının mod φ(N)’de tersi alınır, sonuç D gibi bir  tamsayıdır.<br />
• E ve N tamsayıları genel anahtarı, D ve N tamsayıları ise özel  anahtarı oluşturur.<br />
Genel ve özel anahtarları oluşturduktan sonra gönderilmek istenen bilgi  genel anahtar ile şifrelenir. Şifreleme işlemi şu şekilde yapılmaktadır:  Şifrelenecek bilginin sayısal karşılığının E’ ninci kuvveti alınır ve  bunun mod N deki karşılığı şifrelenmiş metni oluşturmaktadır. Genel  anahtar ile şifrelenmiş bir metin ancak özel anahtar ile açılabilir. Bu  yüzden şifrelenmiş metin, yine aynı yolla, şifrelenmiş metnin sayısal  karşılığının D’ninci kuvveti alınır ve bunun mod N deki karşılığı  orijinal metni oluşturur.<br />
Basit bir örnek ile algoritmayı tekrar anlatalım. Örneğin basitliği  açısından daha küçük asal sayılarla çalışacağız. Öncelikle genel ve özel  anahtarlarımızı oluşturalım.<br />
• P=7 ve Q=17 gibi iki asal sayı seçelim.<br />
• Bu iki asal sayının çarpımı N=P.Q; N=119 ve bu iki asal sayının bir  eksiklerinin çarpımı<br />
φ(N)=(P-1)(Q-1); φ(N)=96 olarak hesaplanır.<br />
• 1’den büyük 96’dan küçük 96 ile aralarında asal bir E=5 tamsayısı  seçelim.<br />
• Seçilen E=5 tamsayısının mod 96’da tersi alınır, sonuç D=77 gibi bir  tamsayıdır.<br />
• 5 ve 119 tamsayıları genel anahtarı, 77 ve 119 tamsayıları ise özel  anahtarı oluşturur.<br />
Bu algoritmada iki asal sayının çarpımını kullanarak anahtar  oluşturulmasının sebebi, iki asal sayının çarpımını asal çarpanlarına  ayırmak asal olmayan sayıları ayırmaktan daha zorlu olmasıdır. Şimdi  oluşturduğumuz {5, 119} ve {77, 119} anahtarlarımızı kullanarak  şifreleme yapalım. Örnek olarak, 19 sayısını genel anahtarımızla {5,  119} şifreleyelim. 19 sayısının 5’inci kuvvetinin mod 119 daki karşılığı  olan 66, 19 sayısının RSA şifrelenmiş halidir. Özel anahtarımızı {77,  119} kullanarak 66’nın 77’nci kuvvetinin mod 119 daki karşılığı tahmin  de edebileceğiniz gibi 19 dur. İki tamsayının aralarında asal olup  olmadığının testi için matematikten de bildiğimiz Öklid algoritması  kullanılır. Çok büyük asal sayı oluşturmak oldukça zor bir iştir. RSA  ile günümüzde 1024 bitlik bir anahtar (yaklaşık 300 basamaklı bir sayı)  basit uygulamalar için yeterli bir şifreleme tekniği olarak  kullanılabilir. RSA algoritması, bir şifreleme algoritması için oldukça  basit bir algoritmadır. Buna karşın sürekli çok büyük asal sayı  oluşturmak oldukça zor bir işlemdir. Asal sayılarının bilinen bir  formülü yoktur. RSA algoritmasını biz de yazabiliriz, ancak algoritmanın  tüm detaylarıyla teker teker uğraşmak zorunda kalırdık. Bunun için,  Microsoft .NET Framework’ te hali hazırda RSA uygulaması geliştirebilmek  için RSA sınıfı bulunmaktadır. Kullanımı oldukça basit olduğu için bir  web servisi ile örneklendirebiliriz. Bunun için bir web servisi  oluşturalım. Bu web servisine rsa isimli sınıfından bir değişken  tanımlayalım. Bu web servisine şifreleme ve deşifreleme için aşağıdaki  iki web metodu ekleyelim.<br />
<code> </code></p>
<div>
<div>
<table>
<tbody>
<tr>
<td><code>01</code></td>
<td><code>&lt;/code&gt;C#</code></td>
</tr>
</tbody>
</table>
</div>
<div>
<table>
<tbody>
<tr>
<td><code>02</code></td>
<td><code>[WebMethod]</code></td>
</tr>
</tbody>
</table>
</div>
<div>
<table>
<tbody>
<tr>
<td><code>03</code></td>
<td><code>public string Encrypt(string  stringToEncrypt)</code></td>
</tr>
</tbody>
</table>
</div>
<div>
<table>
<tbody>
<tr>
<td><code>04</code></td>
<td><code>{</code></td>
</tr>
</tbody>
</table>
</div>
<div>
<table>
<tbody>
<tr>
<td><code>05</code></td>
<td><code>byte[] buffer =  Encoding.UTF8.GetBytes(stringToEncrypt);</code></td>
</tr>
</tbody>
</table>
</div>
<div>
<table>
<tbody>
<tr>
<td><code>06</code></td>
<td><code>return  Encoding.UTF8.GetString(rsa.Encrypt(buffer,false));</code></td>
</tr>
</tbody>
</table>
</div>
<div>
<table>
<tbody>
<tr>
<td><code>07</code></td>
<td><code>}</code></td>
</tr>
</tbody>
</table>
</div>
<div>
<table>
<tbody>
<tr>
<td><code>08</code></td>
<td><code>[WebMethod]</code></td>
</tr>
</tbody>
</table>
</div>
<div>
<table>
<tbody>
<tr>
<td><code>09</code></td>
<td><code>public string Decrypt(string  stringToDecrypt)</code></td>
</tr>
</tbody>
</table>
</div>
<div>
<table>
<tbody>
<tr>
<td><code>10</code></td>
<td><code>{</code></td>
</tr>
</tbody>
</table>
</div>
<div>
<table>
<tbody>
<tr>
<td><code>11</code></td>
<td><code>byte[] buffer =  Encoding.UTF8.GetBytes(stringToDecrypt);</code></td>
</tr>
</tbody>
</table>
</div>
<div>
<table>
<tbody>
<tr>
<td><code>12</code></td>
<td><code>return  Encoding.UTF8.GetString(rsa.Decrypt(buffer,false));</code></td>
</tr>
</tbody>
</table>
</div>
<div>
<table>
<tbody>
<tr>
<td><code>13</code></td>
<td><code>}</code></td>
</tr>
</tbody>
</table>
</div>
<div>
<table>
<tbody>
<tr>
<td><code>14</code></td>
<td><code>VB.NET</code></td>
</tr>
</tbody>
</table>
</div>
<div>
<table>
<tbody>
<tr>
<td><code>15</code></td>
<td><code>_</code></td>
</tr>
</tbody>
</table>
</div>
<div>
<table>
<tbody>
<tr>
<td><code>16</code></td>
<td><code>Public Function Encrypt(ByVal  stringToEncrypt As String) As String</code></td>
</tr>
</tbody>
</table>
</div>
<div>
<table>
<tbody>
<tr>
<td><code>17</code></td>
<td><code>Dim buffer As Byte() =  Encoding.UTF8.GetBytes(stringToEncrypt)</code></td>
</tr>
</tbody>
</table>
</div>
<div>
<table>
<tbody>
<tr>
<td><code>18</code></td>
<td><code>Return  Encoding.UTF8.GetString(rsa.Encrypt(buffer, False))</code></td>
</tr>
</tbody>
</table>
</div>
<div>
<table>
<tbody>
<tr>
<td><code>19</code></td>
<td><code>End Function</code></td>
</tr>
</tbody>
</table>
</div>
<div>
<table>
<tbody>
<tr>
<td><code>20</code></td>
<td><code>_</code></td>
</tr>
</tbody>
</table>
</div>
<div>
<table>
<tbody>
<tr>
<td><code>21</code></td>
<td><code>Public Function Decrypt(ByVal  stringToDecrypt As String) As String</code></td>
</tr>
</tbody>
</table>
</div>
<div>
<table>
<tbody>
<tr>
<td><code>22</code></td>
<td><code>Dim buffer As Byte() =  Encoding.UTF8.GetBytes(stringToDecrypt)</code></td>
</tr>
</tbody>
</table>
</div>
<div>
<table>
<tbody>
<tr>
<td><code>23</code></td>
<td><code>Return  Encoding.UTF8.GetString(rsa.Decrypt(buffer, False))</code></td>
</tr>
</tbody>
</table>
</div>
<div>
<table>
<tbody>
<tr>
<td><code>24</code></td>
<td><code>End Function</code></td>
</tr>
</tbody>
</table>
</div>
<div>
<table>
<tbody>
<tr>
<td><code>25</code></td>
<td><code>C++.NET</code></td>
</tr>
</tbody>
</table>
</div>
<div>
<table>
<tbody>
<tr>
<td><code>26</code></td>
<td><code>[System::Web::Services::WebMethod]</code></td>
</tr>
</tbody>
</table>
</div>
<div>
<table>
<tbody>
<tr>
<td><code>27</code></td>
<td><code>String __gc* Encrypt(String  __gc * stringToEncrypt)</code></td>
</tr>
</tbody>
</table>
</div>
<div>
<table>
<tbody>
<tr>
<td><code>28</code></td>
<td><code>{</code></td>
</tr>
</tbody>
</table>
</div>
<div>
<table>
<tbody>
<tr>
<td><code>29</code></td>
<td><code>Byte buffer[] =  Encoding::UTF8-&gt;GetBytes(stringToEncrypt);</code></td>
</tr>
</tbody>
</table>
</div>
<div>
<table>
<tbody>
<tr>
<td><code>30</code></td>
<td><code>return  Encoding::UTF8-&gt;GetString(rsa-&gt;Encrypt(buffer,false));</code></td>
</tr>
</tbody>
</table>
</div>
<div>
<table>
<tbody>
<tr>
<td><code>31</code></td>
<td><code>}</code></td>
</tr>
</tbody>
</table>
</div>
<div>
<table>
<tbody>
<tr>
<td><code>32</code></td>
<td><code>[System::Web::Services::WebMethod]</code></td>
</tr>
</tbody>
</table>
</div>
<div>
<table>
<tbody>
<tr>
<td><code>33</code></td>
<td><code>String __gc* Decrypt(String  __gc * stringToDecrypt)</code></td>
</tr>
</tbody>
</table>
</div>
<div>
<table>
<tbody>
<tr>
<td><code>34</code></td>
<td><code>{</code></td>
</tr>
</tbody>
</table>
</div>
<div>
<table>
<tbody>
<tr>
<td><code>35</code></td>
<td><code>Byte buffer[] =  Encoding::UTF8-&gt;GetBytes(stringToDecrypt);</code></td>
</tr>
</tbody>
</table>
</div>
<div>
<table>
<tbody>
<tr>
<td><code>36</code></td>
<td><code>return  Encoding::UTF8-&gt;GetString(rsa-&gt;Decrypt(buffer,false));</code></td>
</tr>
</tbody>
</table>
</div>
<div>
<table>
<tbody>
<tr>
<td><code>37</code></td>
<td><code>}</code></td>
</tr>
</tbody>
</table>
</div>
<div>
<table>
<tbody>
<tr>
<td><code>38</code></td>
<td><code>J#</code></td>
</tr>
</tbody>
</table>
</div>
<div>
<table>
<tbody>
<tr>
<td><code>39</code></td>
<td><code>/** @attribute WebMethod() */</code></td>
</tr>
</tbody>
</table>
</div>
<div>
<table>
<tbody>
<tr>
<td><code>40</code></td>
<td><code>public String Encrypt(String  stringToEncrypt)</code></td>
</tr>
</tbody>
</table>
</div>
<div>
<table>
<tbody>
<tr>
<td><code>41</code></td>
<td><code>{</code></td>
</tr>
</tbody>
</table>
</div>
<div>
<table>
<tbody>
<tr>
<td><code>42</code></td>
<td><code>ubyte[] buffer =  Encoding.get_UTF8().GetBytes(stringToEncrypt);</code></td>
</tr>
</tbody>
</table>
</div>
<div>
<table>
<tbody>
<tr>
<td><code>43</code></td>
<td><code>return  Encoding.get_UTF8().GetString( rsa.Encrypt(buffer,false) );</code></td>
</tr>
</tbody>
</table>
</div>
<div>
<table>
<tbody>
<tr>
<td><code>44</code></td>
<td><code>}</code></td>
</tr>
</tbody>
</table>
</div>
<div>
<table>
<tbody>
<tr>
<td><code>45</code></td>
<td><code>/** @attribute WebMethod() */</code></td>
</tr>
</tbody>
</table>
</div>
<div>
<table>
<tbody>
<tr>
<td><code>46</code></td>
<td><code>public String Decrypt(String  stringToDecrypt)</code></td>
</tr>
</tbody>
</table>
</div>
<div>
<table>
<tbody>
<tr>
<td><code>47</code></td>
<td><code>{</code></td>
</tr>
</tbody>
</table>
</div>
<div>
<table>
<tbody>
<tr>
<td><code>48</code></td>
<td><code>ubyte[] buffer =  Encoding.get_UTF8().GetBytes(stringToDecrypt);</code></td>
</tr>
</tbody>
</table>
</div>
<div>
<table>
<tbody>
<tr>
<td><code>49</code></td>
<td><code>return  Encoding.get_UTF8().GetString( rsa.Decrypt(buffer,false) );</code></td>
</tr>
</tbody>
</table>
</div>
<div>
<table>
<tbody>
<tr>
<td><code>50</code></td>
<td><code>}&lt;code&gt;</code></td>
</tr>
</tbody>
</table>
</div>
</div>
<p>Bu iki metot RSA algoritmasını kullanarak şifreleme ve deşifreleme  işlemini yapabilmektedir.Ancak bu kodu denerseniz Encrypt metodu ile  şifrelediğiniz metni Decrypt ile açamadığınızı göreceksiniz. Bunun  sebebi kullanılan anahtarları saklamamızdır. Dikkatinizi çekecek ikinci  bir özellikte RSACryptoServiceProvider sınıfının Encrypt ve Decrypt  metotlarının ikinci parametresidir. Burada örnek için false verdiğimiz  değer, Microsoft Windows XP ve üzeri işletim sistemleri tarafından  sağlanan bir özelliktir. OAEP (Optimal Asymmetric Encryption Padding)  doldurmanın kullanılıp kullanılmayacağını belirtir. Şimdi  System.Security.Cryptgraphy altındaki RSA ve RSACryptoServiceProvider  sınıflarını inceleyelim.<br />
RSA sınıfı RSA algoritmasını kullanmak isteyen kodların türetilmesi  gereken ana sınıfı tanımlar. RSA sınıfı, AsymmetricAlgorithm sınıfından  türeyen soyut bir sınıftır. Bu sınıfın erişilebilir.<br />
Özellikleri şunlardır:<br />
• KeyExchangeAlgorithm, anahtar değişimi algoritmasının ismini belirtir.  RSA için “RSAPKCS1-<br />
KeyEx” tir.<br />
• KeySize, şifreleme ve deşifreleme için kullanılacak anahtarların kaç  bitten oluşacağını<br />
gösterir. Bu özelliğin değerini değiştirerek, kullanılacak bit sayısını  ayarlayabilirsiniz.<br />
Varsayılan anahtar boyutu 1024 bittir.<br />
• LegalKeySize, bu algoritma tarafından desteklenen geçerli anahtarlar  bit olarak<br />
büyüklüğünü gösterir. RSA algoritması için anahtar büyüklüğü en az 384  bit en fazla<br />
16384 bittir. 16384 bit 2KB büyüklüğünde bir anahtar anlamına gelmektir.  Bu da<br />
yaklaşık 5000 basamaklı bir sayı anlamına gelmektedir.<br />
• SignatureAlgorithm, imzalama için kullanılacak algoritmanın adını  gösterir. RSA için<br />
http://www.w3.org/2000/09/xmldsig#rsa-sha1 ‘dir.<br />
Bu sınıfın erişilebilir metotları ise şunlardır:<br />
• Clear, RSA tarafından kullanılan tüm kaynakları sisteme geri verir.<br />
• Create, RSA’nın özel uygulamalarının yazıldığı durumlarda nesnenin  oluşturulduğunda<br />
yapılacak işleri içerir.<br />
• DecryptValue, özel anahtar ile verilen bilgiyi deşifrelemek için  kullanılır.<br />
• EncryptValue, genel anahtar ile verilen bilgiyi şifrelemek için  kullanılır.<br />
• Equals, iki nesnenin birbirine eşit olup olmadığını test eder.<br />
• ExportParameters, RSA’in tüm parametreleri özel ve genel anahtarlar  dahil<br />
RSAParameter yapısından bir nesne içine kaydeder.<br />
• FromXmlString, XML Deserileştirme gibidir. ToXMLString metodu ile  XML’e aktarılmış<br />
nesneyi yeniden oluşturur, nesneyi XML’e yüklenmeden önceki durumuna  getirir.<br />
• GetHashCode, bellekteki o nesneye özgü bir hash kodu oluşturur.<br />
• GetType, bu nesnenin tipini verir.<br />
• ImportParameters, RSAParameters yapısından bir nesne içindeki, RSA’nın  kullanacağı<br />
tüm parametreleri özel ve genel anahtarları dahil geri yükler.<br />
• ToString, şu anki nesneyi ifade eden bir metin oluşturur.<br />
• ToXmlString, XML Serileştirme gibidir. Nesnenin o anki durumunu  yeniden<br />
oluşturulabilecek bir şekilde XML’e aktarır.<br />
Şimdi, RSA sınıfından bahsederken ismi geçen RSAParameters yapısını  inceleyelim. Bu yapı da yine System.Security.Cryptography altında yer  almaktadır. Bu yapının en önemli özelliği serileştirilebiliyor  olmasıdır. Bu özelliği sayesinde Binary(ikili) ve ya XML olarak bu  yapıyı serileştirip, aktarabiliriz. Bu yapı içerisinde algoritmayı  anlatırken kullandığımız P ve Q gibi semboller ile ifade ettiğimiz  algoritmanın temel parametreleri yer almaktadır. Örneklerimizde de yer  alan RSACryptoServiceProvider sınıfı ise doğrudan RSA şifrelemesi için  kullanılacak sınıfı ifade eder. Bu sınıf biraz evvel bahsettiğimiz RSA  sınıfından türeyen mühürlü bir sınıftır. Mühürlü sınıf, hiç bir sınıfın  kendisinden türetilemeyeceğini ifade eder.<br />
Bu sınıfın erişilebilir özellikleri şunlardır:<br />
• KeyExchangeAlgorithm, anahtar değişimi algoritmasının ismini belirtir.  RSA için “RSAPKCS1- KeyEx”tir.<br />
• KeySize, şifreleme ve deşifreleme için kullanılacak anahtarların kaç  bitten oluşacağını gösterir. Bu özelliğin değerini değiştirerek,  kullanılacak bit sayısını ayarlayabilirsiniz. Varsayılan anahtar boyutu  1024 bittir.<br />
• LegalKeySize, bu algoritma tarafından desteklenen geçerli anahtarlar  bit olarak büyüklüğünü gösterir. RSA algoritması için anahtar büyüklüğü  en az 384 bit en fazla 16384 bittir. 16384 bit 2KB büyüklüğünde bir  anahtar anlamına gelmektir. Bu da yaklaşık 5000 basamaklı bir sayı  anlamına gelmektedir.<br />
• PersistKeyInCsp, anahtarın CSP (Cryptographic Service Provider)  içerisinde kalıcı olarak tutulup tutulmayacağını belirten özelliktir. Bu  özelliğin değerini değiştirerek dışarıdan bu özelliği aktif/pasif  kılabilirsiniz.<br />
• SignatureAlgorithm, imzalama için kullanılacak algoritmanın adını  gösterir. RSA için<br />
http://www.w3.org/2000/09/xmldsig#rsa-sha1 ‘dir.<br />
• UseMachineKeyStore, PersistKeyInCsp ile bilgisayar üzerinde kalıcı  olarak tutulması istenen anahtarları o an ki kullanıcı profilinde mi  yoksa tüm kullanıcılar için ortak olan bir yerde mi tutulacağını  belirtir.<br />
Bu sınıfın erişilebilir metotları ise şunlardır:<br />
• Clear, RSA tarafından kullanılan tüm kaynakları sisteme geri verir.<br />
• Decrypt, RSA algoritması ile verilen bilgiyi deşifre eder.<br />
• DecryptValue, özel anahtar ile verilen bilgiyi deşifrelemek için  kullanılır. Ancak Microsoft .NET Framework’ ün 1.1 versiyonunda bu metot  desteklenmemektedir.<br />
• Encrypt, RSA algoritması ile verilen bilgiyi şifreler.<br />
• EncryptValue, genel anahtar ile verilen bilgiyi şifrelemek için  kullanılır. Ancak Microsoft .NET Framework’ ün 1.1 versiyonunda bu metot  desteklenmemektedir.<br />
• Equals, iki nesnenin birbirine eşit olup olmadığını test eder.<br />
• ExportParameters, RSA’in tüm parametreleri özel ve genel anahtarlar  dahil RSAParameter yapısından bir nesne içine kaydeder.<br />
• FromXmlString, XML Deserileştirme gibidir. ToXMLString metodu ile  XML’e aktarılmış nesneyi yeniden oluşturur, nesneyi XML’e yüklenmeden  önceki durumuna getirir.<br />
• GetHashCode, bellekteki o nesneye özgü bir hash kodu oluşturur.<br />
• GetType, bu nesnenin tipini verir.<br />
• ImportParameters, RSAParameters yapısından bir nesne içindeki, RSA’nın  kullanacağı tüm parametreleri özel ve genel anahtarları dahil geri  yükler.<br />
• SignData, verilen bilginin hash değerini hesaplar ve bu değer ile  veriyi imzalar.<br />
• SignHash, belirtilen hash değeri için imzayı hesaplar ve özel anahtar  ile bu bilgiyi şifreler.<br />
• ToString, şu an ki nesneyi ifade eden bir metin oluşturur.<br />
• ToXmlString, XML Serileştirme gibidir. Nesnenin o anki durumunu  yeniden oluşturulabilecek bir şekilde XML’e aktarır.<br />
• VerifyData, belirtilen bilgi için imzayı tekrar hesaplayıp var olan  imza ile karşılaştırır.<br />
• VerifyHash, belirtilen hash değeri için imzayı tekrar hesaplayıp var  olan imza ile karşılaştırır.</p>
<p><a href="https://www.ertandonmez.org/rsa-sifreleme-algoritmasi/">Rsa Şifreleme Algoritması</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ertandonmez.org">Ertan Dönmez</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ertandonmez.org/rsa-sifreleme-algoritmasi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>jQuery ile Formlarda 2048 Bitlik Javascript Şifreleme</title>
		<link>https://www.ertandonmez.org/jquery-ile-formlarda-2048-bitlik-javascript-sifreleme/</link>
					<comments>https://www.ertandonmez.org/jquery-ile-formlarda-2048-bitlik-javascript-sifreleme/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ertan]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 13 Mar 2010 00:02:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kriptoloji]]></category>
		<category><![CDATA[jQuery ile Formlarda 2048 Bitlik Javascript Şifreleme]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.ertandonmez.org/?p=170</guid>

					<description><![CDATA[<p>Genelde internet üzerinden doldurup gönderdiğimiz formlarda veriler, düz yazı olarak, SSL kullanılmadan şifresiz olarak gönderilirler. jCryption ise formlardaki POST/GET veri alışverişini şifreleyen ve güven vaad eden bir jQuery plugini/eklentisi. Eklenti RSA’nın açık-anahtar algoritmasını kullanmaktadır ve şifresiz verileri bir PHP dosyasında tutmaktadır. jCryption’nın bazı özellikleri: 2048 bit’e kadar şifreleme yapabiliyor. Ajaxlı onay/gönderme desteği. hesaplamalarda taryıcıyı engellemiyor. [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.ertandonmez.org/jquery-ile-formlarda-2048-bitlik-javascript-sifreleme/">jQuery ile Formlarda 2048 Bitlik Javascript Şifreleme</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ertandonmez.org">Ertan Dönmez</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft" src="https://www.ertandonmez.org/wp-content/uploads/jquery.jpg" alt="" width="256" height="256" />Genelde internet üzerinden doldurup gönderdiğimiz formlarda veriler,  düz yazı olarak, SSL kullanılmadan şifresiz olarak gönderilirler.<strong> </strong><strong>jCryption</strong> ise formlardaki POST/GET veri alışverişini şifreleyen ve güven vaad  eden bir jQuery plugini/eklentisi.</p>
<div>
Eklenti RSA’nın açık-anahtar algoritmasını kullanmaktadır ve şifresiz  verileri bir PHP dosyasında tutmaktadır.
</div>
<div>
<strong>jCryption’nın bazı özellikleri:<span id="more-170"></span><!--more--></strong></p>
<ul>
<li>2048 bit’e kadar şifreleme  yapabiliyor.</li>
<li>Ajaxlı onay/gönderme desteği.</li>
<li>hesaplamalarda taryıcıyı  engellemiyor.</li>
</ul>
<p>Plugini kurmak ve kullanmak oldukça basit. jCryption fonksiyonunu  aşağıdaki gibi çağırıyorsunuz:</p>
<blockquote><p><strong>$(“#formID”).jCryption();</strong></p></blockquote>
<p>ve veriyi tutmak içinde zaten hazır gelen PHP fonksiyonunu  kullanmanız yeterli.<br />
<strong>Adres:</strong> <a href="http://www.jcryption.org/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">http://www.jcryption.org/</a><br />
<strong>Demo:</strong> http://www.jcryption.org/demo/
</div>
<p><a href="https://www.ertandonmez.org/jquery-ile-formlarda-2048-bitlik-javascript-sifreleme/">jQuery ile Formlarda 2048 Bitlik Javascript Şifreleme</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ertandonmez.org">Ertan Dönmez</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ertandonmez.org/jquery-ile-formlarda-2048-bitlik-javascript-sifreleme/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
